
Bu yıl influenza sezonunda ilk aylarında tespit edilen H3N2 grip virüsü, en az yedi gen mutasyonu taşıyarak klasik H3N2 tipinden belirgin biçimde farklılaşıyor. Avrupa’da özellikle Fransa ve İtalya’da hastane doluluk oranlarını %30’a kadar yükselten virüs, kısa sürede yüksek bulaşıcılık sergileyerek Türkiye’nin güney ve batı bölgelerinde artan vaka sayılarıyla dikkat çekiyor.

NTV’de yayımlanan habere istinadla Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gökçe Demir, “Virüsün klinik tablosu, domuz gribine (H1N1) oldukça benzer; ancak ateşin 40 °C’ye ulaşması ve eklem ağrılarının şiddeti bu sezon daha belirgin” şeklinde bir değerlendirme yaptı. Demir, özellikle 65 yaş üstü bireylerde ve hipertansiyon, diyabet, astım, KOAH gibi kronik hastalıkları bulunanlarda ağır zatürre riskinin arttığını vurguladı.
Virüsün etkilediği hastalarda baş ağrısı, kuru öksürük ve yüksek ateş en sık gözlenen bulgular. Bazı vakalarda solunum yetmezliği, yoğun bakım gereksinimi ve hatta mortalite rapor edildi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bu dönemde grip nedeniyle yatak doluluk oranı %22 artış gösterdi. Özellikle yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve kronik hastalar için erken tanı ve tedavi kritik önem taşıyor.
Dr. Demir, “Grip aşısı hâlâ en etkili koruyucu önlem. Aşı takviminde gecikme yok; Eylül ayı ideal olsa da, ekim‑kasım ayları da aşılamaya uygundur” dedi. Ayrıca el hijyeninin artırılması, toplu taşıma araçlarında maske takılması ve risk gruplarının kalabalık ortamlardan uzak durması önerildi. Sağlık otoriteleri, özellikle kış aylarında aşı kampanyalarının genişletilmesi ve hastanelerde izolatör odaların sayısının artırılması planını açıkladı.
Avrupa Birliği ülkeleri, yeni H3N2 varyantı için acil durum ilan etti ve sınır kontrollerini sıkılaştırdı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), virüsün mutasyon hızının yüksek olduğunu ve aşı formülasyonlarının bir sonraki sezon için revize edilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin de bu küresel çerçevede hızlı ve koordineli bir yanıt vermesi bekleniyor.