
“Al bunları çalıştır” diye seslenen bir müşteri, yıllardır tanıdığı kuyumcudan altınlarını emanet olarak bırakmak istedi. Ancak kuyumcu, “Birbirimizi yıllardır tanımamızın bir önemi yok. Siz burada bizim yüzümüzü görüyorsunuz ama arka tarafta ne olduğumuzu bilmiyorsunuz” diyerek net bir şekilde reddetti.

Bu kararın arkasında yatan temel neden, etik ve hukuki risklerin altına girmek istememesi. Kuyumcu, “Emaneti aldım diyelim, işler ters gitti, para battı. İlk kapatılacak açık sizin emanet paranız olur. Ben bunun vebalini alamam” ifadeleriyle, olası bir ticari zarar durumunda müşterinin parasının risk altında kalacağını vurguladı.
Kararını sosyal medya platformlarında paylaştığı anlara ait görüntüler hızla yayılmaya başladı. Kullanıcılar, kuyumcunun duruşunu “dürüstlük örneği” ve “ticari etik” olarak nitelendirerek geniş bir destek topladı. Birçok yorum, “Güven ilişkileri sadece yüzeyde değil, derinlemesine incelenmeli” şeklinde ortak bir düşünceyi ortaya koydu.
Finans ve hukuk uzmanları, kuyumcunun tavrını “müşteri haklarını koruyan ve sektörel sorumluluk bilincini yansıtan bir adım” olarak değerlendirdi. Özellikle altın gibi değerli metallere ilişkin emanet işlemlerinin, yazılı sözleşme ve sigorta gibi ek önlemlerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Bu gelişme, yerel ticaret camiasında da tartışma yaratırken, benzer durumlarla karşılaşan diğer esnafların da benzer politikalar geliştirmesi bekleniyor. Kuyumcunun bu cesur tutumu, sadece Aydın’da değil, ülke genelinde “emanet güvenliği” konusunun yeniden gündeme gelmesine yol açabilir.
Kuyumcunun “vemalini alamam” demesi, sadece bir kişisel tercih değil, aynı zamanda sektördeki etik standartların yükseltilmesi gerektiğine işaret ediyor. Sosyal medyanın bu tür duruşları geniş kitlelere duyurması, tüketici hakları ve işletme sorumluluğu arasındaki dengeyi yeniden şekillendirebilir.