Mehmet Akif Ersoy, uzun yıllardır Aydın’ın önde gelen gazetecilerinden biri olarak tanınıyor. Polis, geçen hafta gerçekleştirilen bir operasyonda Ersoy ve üç şüpheliyi evlerinde yakaladı. Çıkarıldıkları mahkeme, dört kişiyi uyuşturucu madde bulundurma ve tedarik suçlarından tutukladı. Tutuklama, gazetecilik camiasında ve kamuoyunda şok etkisi yarattı.

Ersoy’un yıllar önce YouTube’da yayımlanan klibi, “İçimdeki azgın devi rüzgârlara attım. Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.” sözleriyle dikkat çekiyor. Şarkı, rock tarzı bir altyapı ve sert vokallerle hazırlanmış; sözleri ise metaforik bir dille içsel çatışmayı betimliyor. Klipte, Ersoy’un sahne ışıkları altında enerjik bir performans sergilediği görülüyor.
Sosyal medya platformlarında paylaşım sayısı hızla artarken, #MehmetAkifErsoyŞarkı etiketi trend oldu. Bazı kullanıcılar şarkıyı “sanatçıların geçmişiyle yüzleşmesi” olarak yorumlarken, diğerleri ise “gözaltı sırasında ortaya çıkan bu video, adli süreci gölgeleme riski taşıyor” diyerek eleştiriyor. Özellikle genç kesimler, şarkının enerjik ritmini beğenip paylaşımlar yaparken, hukuk çevreleri etik bir soruya işaret ediyor: Bir gazetecinin geçmiş sanat faaliyetleri, hâlihazırda yürütülen bir davada delil olarak kullanılabilir mi?
Şu anki duruşma, Ersoy’un savunma ekibi tarafından “söz özgürlüğü” çerçevesinde savunuluyor. Avukatları, şarkının 2020’li yılların sonlarında amatör bir proje olduğunu ve herhangi bir suç unsuru taşımadığını belirtiyor. Ancak savcılık, klipte görülen bazı görsel unsurların uyuşturucu ticareti ile ilişkilendirilebileceğini iddia ediyor. Mahkemenin kararını bekleyen süreçte, hem medya hem de kamu, davanın seyrini yakından izliyor.
Gazetecilik kariyerine 2005’te yerel bir gazetede başlayan Ersoy, zamanla Aydın’ın en çok okunan haber sitelerinden birinde köşe yazarı olarak öne çıktı. Çeşitli toplumsal konularda yaptığı analizlerle tanınan Ersoy, aynı zamanda “Yerel Müzikler” adlı bir radyo programının da sunuculuğunu yapmıştı. Şarkı ve klip, o dönemdeki müzikal denemelerinin bir parçası olarak ortaya çıkmış; o zamandan beri kamusal alanda nadiren gündeme gelmişti.
Bu gelişmeler, hem Ersoy’un kişisel geçmişine hem de gazetecilik mesleğinin sınırlarına dair yeni tartışmalar başlatırken, davanın seyrinin Türkiye medyasının geleceği üzerindeki etkileri merakla takip ediliyor.