
Bir‑Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM), beş ileri ülke – Almanya, Japonya, Finlandiya, Birleşik Krallık ve Güney Kore – üzerinden karşılaştırmalı bir çerçeve oluşturdu. Çalışmada okul‑işletme iş birlikleri, iş temelli öğrenme, program esnekliği ve mezunların istihdama geçiş mekanizmaları detaylı incelendi. Veri odaklı analiz sayesinde, Türkiye’nin mevcut durumuna ışık tutuldu ve politika önerileri netleştirildi.

Türkiye’de mesleki ve teknik ortaöğretimdeki öğrenci sayısı 1.681.000 olmasına rağmen, ortaöğretim içindeki payı yüzde 36’dan yüzde 31,5’e geriledi. OECD ortalamasının çok altında kalan bu oran, mesleki programların cazibesinin zayıf olduğunun bir göstergesi. 2016‑2025 yılları arasında mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı öğrenci sayısı 36.619’dan 420.330’a çıkmış olsa da, tanıtım, rehberlik ve sektör iş birlikleri hâlâ yetersiz. Özel sektörün mesleki eğitimdeki payı ise %6,4 seviyesinde, OECD ortalaması %23’ün çok altında kalıyor.
Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde mesleki lise mezunlarının istihdam oranı %89’a kadar çıkıyor. Bu ülkeler, okul‑işletme ortaklıkları ve esnek geçiş modelleri sayesinde gençlerin doğrudan iş gücüne entegrasyonunu sağlıyor. Raporda, bu başarıların Türkiye’ye adaptasyonu için politikaların hızla yenilenmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye, 18‑24 yaş arası NEAT (ne eğitimde ne istihdamda) genç oranında %31 ile OECD’de birinci sırada. Bu gençlerin büyük bir kısmı lise mezunu fakat iş ve eğitim dışında kalıyor. Raporda, NEET gençlere yönelik özel politika ve yönlendirme mekanizmaları geliştirilmesi önerildi. Ayrıca, mesleki eğitim mezunlarının üniversiteye yönlendirilmesi yerine doğrudan istihdama geçişlerinin desteklenmesi, genç işsizliğinin azaltılmasına katkı sağlayacak.
Erken Yaşta Kariyer Rehberliği: Ortaokul seviyesinden itibaren etkin kariyer rehberliği hizmetlerinin yaygınlaştırılması.
Okul‑İşletme İş Birliğinin Güçlendirilmesi: İş temelli öğrenme merkezlerinin kurulması ve mevcut mesleki eğitim merkezlerinin “cazibe merkezleri” hâline getirilmesi.
Özel Sektörün Katılımı: Vergi indirimleri, teşvik paketleri ve kamu‑özel ortaklıklarıyla özel sektörün mesleki eğitimdeki rolünün artırılması.
Program Esnekliği ve Sertifikasyon: Kısa süreli, sertifikalı programların oluşturulması ve bu programların istihdam piyasasıyla doğrudan ilişkilendirilmesi.
Veri‑Temelli Politika Geliştirme: Mezun beklentileri, iş gücü talebi ve sektörel ihtiyaçların sürekli izlenmesi için ulusal bir veri platformu kurulması.
Rapor, mesleki ve teknik eğitimin “Herkesin Bir Mesleği Olmalı” vizyonu doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu dönüşümün sadece eğitim sistemini değil, aynı zamanda Türkiye’nin rekabet gücünü ve istihdam kalitesini artıracağını belirtiyor. “Eğitim‑istihdam entegrasyonu, ekonomik büyümenin sürdürülebilir motoru olacaktır.” denilerek, politika yapıcıların acil adım atması çağrısı yapılıyor.