Programda, AK Parti MKYK Üyesi ve Kültür‑Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Ömer Arvas ile birlikte gençlerin sorularına yanıt veren Özil, Almanya’da büyüdüğünü ve iki kültür arasında sıkça karşılaştığı “Türk” ve “Almancı” etiketleriyle ilgili yaşadığı ikilemleri kişisel deneyimlerinden anlattı.

Almanya’da doğup büyüyen Özil, “Bunu kişisel olarak da yaşadığım için çok iyi biliyorum. Almanya’da ne kadar başarılı olursan ol ‘Türk’sün’ diye bakıyorlar, Türkiye’ye geldiğinde ise maalesef ‘Almancı’ olarak görülüyorlar. Bu çok üzücü bir durum.” şeklinde konuştu. Gurbetçi kimliğini derinlemesine anlayan Özil, “17‑18 yaşından beri hedefim, bir gün futbolu bıraktığımda Türkiye’de yaşamaktı. Allah da nasip etti.” diyerek Türkiye’ye duyduğu sevgi ve aidiyeti vurguladı.
Arvas, yıllar önce Makedonya’da “İstanbul Çay Ocağı” tabelalı bir çay ocağında yaşadığı anıyı paylaştı. Çay ocağının sahibi, “Babamız bizim arkamızda, Recep Tayyip Erdoğan.” demişti. Bu anı üzerine Arvas, “Recep Tayyip Erdoğan, yurtdışında yaşayan Türklere özgüven kazandırdı diyebilir miyiz?” sorusunu yöneltti; Özil ise “Kesinlikle.” yanıtını verdi.
Almanya’da Türk toplumunun karşılaştığı üstten bakışa değinen Özil, “Cumhurbaşkanımız sayesinde Türk kökenli gençler artık daha cesur. Almanya’da camiler artık büyük ve modern. Bu değişim, sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonunun bir yansıması.” diye ekledi.
Futbolculuk kariyerine dair nostaljik anekdotlar da konuşmanın bir parçasıydı. Özil, annesinin elini öptüğünde yabancı arkadaşlarının şaşkınlığını, “Cennet annelerin ayaklarının altındadır” ifadesiyle özetledi. Ayrıca menemenin ve lahana dolmasının yabancı dostları tarafından beğenildiğini, soğanlı menemen tercih ettiğini belirtti.
Genç izleyicilerin “Bugün genç Mesut’un karşısına çıksanız ona ne dersiniz?” sorusuna Özil, “Keşke hanımınla daha önce tanışsaydın, daha önce baba olsaydın.” diyerek esprili bir yanıt verdi.
Genç yetenek Arda Güler ve Kenan Yıldız hakkında da düşüncelerini paylaşan Özil, “Bu gençler dünyanın en büyük sahnelerinde Türkiye’yi en güzel şekilde temsil ediyorlar. Onların yanındayım, her zaman destekçisiyim.” dedi. Telefonunda kayıtlı en ünlü ismin “Sayın Cumhurbaşkanımız” olduğunu esprili bir dille ifade etti.
Gençlerin AK Parti’yi tercih etmesinin nedeni sorulduğunda “Çünkü her verdiği sözü tutuyor.” yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 2010’dan beri tanıdığını ve onun çalışkanlığını “vatan, millet, gelecek nesiller için yorulmadan çalışan bir lider” olarak tanımladı.
Özil, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bakıyoruz; sabah İstanbul’da, öğlen Ankara’da, akşam Afrika’da. Bu çabayı çok iyi anlıyoruz ve onu çok seviyorum.” sözleriyle liderine duyduğu saygıyı dile getirdi.
Futbolculuk geçmişine dair anekdotlar da sohbeti renklendirdi. Zinedine Zidane’dan Victor Osimhen’e kadar birçok futbolcuyu beğendiğini belirten Özil, “Fenerbahçe’ye atmasın da.” gibi esprili bir yorum yaptı ve “Türkiye Milli Takımı’nda oynamak çok hassas bir konu” diyerek bu konudaki tutumunu netleştirdi.
Fenerbahçe sevgisi, kariyerindeki kısa süren deneyimle bağlantılıydı: “Fenerbahçe’yi özlüyorum, kariyerim kısa sürdü ama iz bıraktı.”
Gelecek projelerine de değinen Özil, “İstanbul Ümraniye’de bir futbol akademisi kuruyorum. Gençleri dünyaya hazırlamak, onları en büyük sahnelere taşımak amacım.” şeklinde detay verdi. İnşaatın hâlihazırda başladığını ve bir yıl içinde tamamlanacağını ekledi.
Gazze’deki insanlık dramına ilişkin soruya ise, “Biz sesimizi duyurdukça bir şey değişmüyor. Daha büyük adımlar atmalı, birlikte güçlü olmalıyız.” diyerek, Cumhurbaşkanının “Dünya 5’ten büyüktür” sözünü hatırlattı. Özil, “Türkiye güçlü bir Türkiye olduğunda, zulüm sona erecek.” mesajını verdi.
Programın sonunda AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, “Mesut Özil’in burada olması, mütevaziliği, birikimi ve naifliği bizim kültür‑sanat çalışmalarımızın bir kanıtıdır.” diye konuştu ve “Kütüphane Sohbetleri’nin devam edeceğini, Türkiye’yi ileriye taşıyacak en önemli unsurlardan birinin kültür‑sanat olduğunu” vurguladı.
Program, bazı AK Parti milletvekillerinin de katılımıyla sona erdi.