
18 Ağustos’ta vefat eden, siyaset bilimi ve tarih alanında saygın bir isim olan Prof. Dr. Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen duygusal bir anma programı ile yad edildi. Eyüpsultan’da bulunan kampüste, eşi Gönül Paçacı Tunçay, kardeşi Melda Tunçay, eski bakanlar Prof. Dr. Nabi Avcı ve Prof. Dr. Baskın Oran gibi değerli isimler bir araya geldi.

Programda konuşma yapan Prof. Dr. Nabi Avcı, sadece bir teşekkür konuşması yapmak istediğini belirtti. Avcı, gençliğinde “Siyasal Yurdu”nun altında, terasa açılan dört-beş odalı bir ortamda genç hocalarla bir arada bulunduğu dönemi anımsadı: “Yaklaşık 50 sene önce Mete Hoca, Siyasal Yurdu’nun altında bir şey vardı… Orada genç hocalar vardı, çok bereketli bir ortamdı. Orada tanımıştım.”
Avcı, ODTÜ’de öğrenci olduğunu ve 25 yıl sonra Bilgi Üniversitesi’nde Mete Tunçay ile birlikte çalışma şansı yakaladığını ifade ederek duygularını şöyle özetledi: “Gerçekten benim için o yakınlıklardaydı. Çok ufuk açıcı oldu. Rahmetle, saygıyla anıyorum.”
Eşi Gönül Paçacı Tunç, birlikte geçirdikleri 28 yılı içten bir dille anlattı. “Gerçekten hep birbirimize destek olduk, dünyayı gezdik. O da benim gibi hayvanları, bitkileri, doğayı, insanları çok severdi. O açıdan çok özel bir adamdı.” diye başlayan Tunç, eşinin çok yönlü bilgi birikimini ve topluma etkisini vurguladı. Son zamanlarda fiziksel olarak zorlandığını ve ona en uygun ortamları bulmaya çalıştığını belirtti: “Çok mutlu oldu.”
Kardeşi Melda Tunç ise, babalarının aşırı sorumluluk sahibi, disiplinli ve sert karakterine değinerek, Mete Tunçay’ın duygusal yönlerini ortaya koydu. “Ağabeyimin aslında çok duygusal olduğu halde duygularını göstermekte zorlanmasını babama bağlıyorum. O yaşta kardeş kaybının onu çok etkilediğini düşünüyorum,” diyerek aile içi dinamikleri ve kayıpların izlerini anlattı.
Programda bir diğer önemli konuşmacı Prof. Dr. Baskın Oran oldu. Oran, 1971 yılında Mete Tunçay ile birlikte geçirdikleri tutukluk günlerini hatırlatarak, bugün müze olan Ankara Merkez (Ulucanlar) Cezaevi’nde yaşadıkları deneyimi paylaştı. Bu anekdot, Tunçay’ın yalnızca akademik alanda değil, aynı zamanda toplumsal mücadelelerde de aktif bir figür olduğunun altını çizdi.
Katılımcıların ortak bir teması vardı: Mete Tunçay’ın farklı disiplinleri bir araya getirebilen, eleştirel düşünceyi teşvik eden ve genç akademisyenlere ilham veren bir bilim insanı olması. Anma programı, sadece geçmişine saygı göstermekle kalmayıp, onun mirasını geleceğe taşıma sorumluluğunu da vurguladı. Bu duygusal buluşma, akademik camianın birliğini ve ortak değerlerini pekiştirdi.