İngiltere’nin Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) verilerine göre, yetişkinlerin %30‑40’ı hayatlarının bir döneminde hazımsızlık ve mide yanması şikayetleriyle karşılaşmaktadır. Bu durum genellikle göğüste yanma hissi olarak tanımlanır ve asidik mide sıvısının yemek borusuna (özofagus) geri kaçmasıyla ortaya çıkar.
“Asit reflüsü, asidik mide suyunun yemek borusuna doğru yükselmesidir. Yemek borusu normalde asidik bir ortam içermez.” sözleriyle Royal London Hastanesi’nden gastroenteroloji uzmanı Dr. Philip Woodland açıklama yapıyor.
Woodland, “Mide yanması, asit reflüsünün en yaygın belirtisidir ve göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi olarak hissedilir.” diyor.
Uzmanların ortak görüşüne göre, **büyük öğünler** mide üzerindeki basıncı artırarak reflüyü tetikleyebilir. Bunun yanı sıra şu gıdalar özellikle risklidir:
1. Yüksek yağlı yiyecekler – Yağ, mide boşalmasını geciktirir ve asidin yemek borusuna geri kaçma ihtimalini artırır.
2. Alkol – Özellikle beyaz şarap, yemek borusundaki kapakçık kasının (lower esophageal sphincter) gevşemesine yol açar.
3. Kafein ve çikolata – Hem kafein hem de çikolata, kapakçık kasını gevşeterek asidin yukarı akışını kolaylaştırabilir.
4. Baharatlı yiyecekler – Kapsaisin, asit ile aynı sinir reseptörlerini aktive eder; bu da yanma hissini şiddetlendirebilir.
5. Gazlı içecekler – Karbonatlı içecekler mide içinde basınç oluşturur ve reflüyü tetikleyebilir.
6. Asitli meyve suları ve nar ekşisi – Ekstra asit, mide asidinin yoğunluğunu artırabilir.

Royal London Hastanesi’nden Dr. Philip Woodland, “En yaygın tetikleyiciler, mide basıncını artırdığı için büyük öğünlerdir” şeklinde uyarıyor. Yağ oranı yüksek yemeklerin yanı sıra, alkol (özellikle beyaz şarap) kapakçık kasını gevşeterek reflüyü artırıyor.
Royal Berkshire Hastanesi ve Reading Üniversitesi’nden Dr. James Kennedy ise gazlı içeceklerin ve bazı asidik yiyeceklerin semptomları şiddetlendirdiğini belirtiyor. “Bazı yiyecekler mide içeriğinin pH’ını düşürerek daha asidik hale getirir,” diyor Kennedy.
Her iki uzman da, **eliminasyon diyeti** (eliminasyon diyetinde olduğu gibi, bir seferde tek bir gıdayı bırakıp semptomları izlemek) yönteminin bireysel tetikleyicileri tespit etmekte etkili olduğunu vurguluyor.
1. Günlük bir yemek günlüğü tutun; ne yediğinizi, ne zaman yediğinizi ve yanma şikayetinizin ne zaman ortaya çıktığını not edin.
2. Bir gıdayı 2‑3 hafta boyunca tamamen bırakın. Bu süre, sindirim sisteminin o gıdaya tepki vermesini gözlemlemek için yeterlidir.
3. Semptomlarda azalma görürseniz, aynı gıdayı tekrar diyete ekleyin. Eğer yanma tekrar ortaya çıkarsa, o gıda büyük ihtimalle bir tetikleyicidir.
Bu yöntemi uygularken, “Her şeyi birden kesmek yerine adım adım ilerlemek çok önemlidir.” diye uyarıyor Kennedy.
“Ne yazık ki, reflüyü iyileştiren belirli bir yiyecek yok,” diyen Woodland, Akdeniz tipi beslenmenin reflü riskini azaltabileceğini belirtiyor. Bu diyet;
– Doymuş yağ oranı düşük
– Bitkisel ürünler (sebze, meyve, tam tahıllar) bol
– Alkol tüketimi sınırlı
… özellikleriyle bilinir. Aynı zamanda obeziteyle ilişkilendirilen karın içi basıncının azalması, asidin yemek borusuna itilmesini engeller.
Kennedy, “Meyve, sebze, tam tahıl, balık ve kümes hayvanları içeren ölçülü bir diyet, diğer yaşam tarzı faktörleriyle birleştirildiğinde reflü semptomlarını azaltabilir,” diyor. Ancak bu besinlerin tam olarak neden faydalı olduğu hâlen araştırma aşamasındadır.
Nane çayı ve nane yağı, bağırsak düz kaslarını gevşeterek şişkinlik ve gaz gibi belirtilerde rahatlama sağlar. Ancak, bu aynı kasları yemek borusundaki kapakçık kasını da gevşetebilir; bu durum teorik olarak **asidin daha fazla yukarı çıkmasına** ve yanmanın şiddetlenmesine neden olabilir.
Bu nedenle, nane bazlı ürünleri kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.
Obezite ve hamilelik, karın içi basıncını artırarak reflüyü tetikleyebilir. Hamilelikte hormonel değişiklikler de kapakçık kasının gevşemesine yol açar. Yaş ilerledikçe mide fıtığı gelişme riski artar; bu durum, midenin bir kısmının diyaframdan yukarı kayarak yemek borusunun üst kısmında bir açıklık oluşturması anlamına gelir ve reflüyü şiddetlendirir.
55 yaş üstü yeni başlayan reflü şikayetleri, altta yatan daha ciddi bir hastalığın (örneğin, özofagus ülseri ya da kanser) belirtisi olabileceği için mutlaka bir gastroenterolog tarafından değerlendirilmelidir.
• Sürekli ve şiddetli yanma
• Yutma güçlüğü (disfaji)
• Aşırı kilo kaybı
• Sık bulantı, kusma veya göğüs ağrısı
Bu belirtiler, daha ileri tetkik ve tedavi gerektirebilir.
1. Yemekleri küçük porsiyonlarda tüketin. Büyük öğünler mide basıncını artırır.
2. Yüksek yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçının. Yağlı yemekler mide boşalmasını geciktirir.
3. Alkol ve kafein alımını sınırlayın. Özellikle akşamları bu içecekleri azaltmak faydalıdır.
4. Baharatlı ve asitli gıdalardan ölçülü tüketin. Kapsaisin ve asit, yanma hissini artırabilir.
5. Gazlı içecekleri azaltın. Karbonasyon mide basıncını yükseltir.
6. Yatmadan en az 2‑3 saat önce yemek yemeyi bırakın. Yatarken mide içeriğinin yemek borusuna kaçma ihtimali azalır.
7. Düzenli egzersiz ve ideal kiloda kalmak. Kilo kontrolü karın içi basıncı düşürür.
Bu önerileri yaşam tarzınıza entegre etmek, mide yanması ve asit reflüsü semptomlarını önemli ölçüde hafifletebilir.