
Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Şebnem Bıçakcı, Antalya’da düzenlenen sağlık kongresinde migrenin sadece bir baş ağrısı olmadığını, genç ve orta yaş bireylerde, özellikle kadınlarda yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren bir nörolojik hastalık olduğunu vurguladı. “Migren, basit bir sıkıntı değil; doğru tanı ve zamanında tedavi olmazsa kronikleşen bir rahatsızlıktır.” dedi.
Migrenin sıklıkla sinüzit, boyun fıtığı veya stres kaynaklı baş ağrısı olarak yanlış tanımlandığını belirten Bıçakcı, hastaların yıllarca doğru tanı alamadıklarını, bu durumun ise hastalığın ilerlemesine neden olduğunu ifade etti. Bilimsel temeli olmayan alternatif yöntemlerin migrene etkili olmadığı, hatta bazı durumlarda semptomları daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulundu.

Bu görselde, migren hastalarının sıkça başvurduğu ancak bilimsel destekten yoksun yöntemlerin yanı sıra yanlış ilaç kullanımının riskleri özetlenmiştir.
Prof. Dr. Bıçakcı, migren hastalarının en sık yaptığı hatalardan birinin kontrolsüz ağrı kesici tüketimi olduğunu söyledi. Haftada iki‑üç tabletin üzerindeki kullanımın kronik baş ağrısına ve ilaç aşırı kullanımına (medikamentoz baş ağrısı) yol açtığını, bu durumun da atakların tamamen kontrolden çıkmasına neden olduğunu belirtti. “Migreni hekim kontrolünde tanıyan ve tedavi eden hastalar, uzun vadede daha iyi sonuç alırlar.” diye ekledi.
Migren tedavisinde atak tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki temel yaklaşım benimseniyor. Yeni nesil triptanlar, CGRP antagonistleri ve botulinum toksin enjeksiyonları gibi ilaçlar, hastanın bireysel profiline göre seçilebiliyor. Bunun yanında, düzenli uyku, yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı değişiklikleri, atakların sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde azaltabiliyor.
Migrenin genetik yatkınlığı olan bireylerde daha sık görüldüğü, aile öyküsünün önemli bir risk faktörü olduğu vurgulandı. Türkiye’de migren görülme oranının %16,4 olduğu, yani neredeyse her beş kişiden birinin migren deneyimi yaşadığı ve birçok kişinin migreni bilmeden yaşamına devam ettiği bildirildi.
Sağlık otoritelerinin migreni yalnızca baş ağrısı olarak sınıflandırmak yerine, kronik hastalık olarak ele alması ve erken tanı programları geliştirmesi gerektiği üzerinde duruldu. Toplumda migren farkındalığını artırmak, hastaların doğru tedaviye yönlendirilmesi ve gereksiz ilaç kullanımının önlenmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirildi.