Muğla’nın Milas ilçesinde, Hisarbaşı Hocabedrettin Mahallesi Eski Demirciler Sokak’ta 2 Şubat 2025 tarihinde bir kişi sandalyede otururken bıçakla saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Şüpheli olarak belirlenen 17 yaşındaki B.Ö., olay anını kaydeden güvenlik kamerası görüntülerinde bıçağıyla kurbanını birkaç kez vurduktan sonra kaçarken görüldü.

Milas Ağır Ceza Mahkemesi, çocuk mahkemesi statüsüyle yürütülen yargılamada B.Ö.’ye 20 yıl hapis cezası verdi. TCK 31/3 ve TCK 62/1 hükümleri çerçevesinde ceza, 24 yıl olarak belirlenip takdirli indirimle 20 yıla düşürüldü. Mahkeme, sanığın “beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak bir kişiyi kasten öldürme” suçunu sabit buldu ve “yasak bıçak taşıma” suçundan beraatine karar verdi.
Kriminal incelemede bıçağın üzerindeki izlerin B.Ö.’nin DNA’sı ile eşleştiği tespit edildi. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nin raporu, sanığın ceza ehliyetinin tam olduğunu ve suç işleme kapasitesinin bulunduğunu gösterdi. Sanığın savunmasında “taciz ve tehdit edildiği” iddiası ileri sürülse de, bu iddiayı destekleyecek herhangi bir kanıt bulunamadı.
Olay, Milas ve çevresinde büyük yankı uyandırdı. Yerel halk, genç birinin bu kadar ağır bir suç işlemesinin toplumsal sorunların bir göstergesi olduğunu belirterek, aile içi şiddet, gençlik psikolojisi ve güvenlik önlemlerinin artırılması çağrısında bulundu. Bazı sivil toplum kuruluşları, çocuk suçları konusunda daha kapsamlı rehabilitasyon programlarının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Mahkeme, kararın okunmasının ardından taraflara iki hafta içinde istinaf başvurusu yapabileceklerini bildirdi. İstinaf yolunun, hükmün kesinleşmesini durduracağı ve dosyanın üst mahkemeye taşınıp taşınmayacağına göre sürecin şekilleneceği belirtildi. Uzmanlar, 17 yaşındaki bir sanığa verilen uzun hapis cezasının, genç suçlulara yönelik ceza politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini işaret etti.
Bu karar, Türkiye’de genç suçlulara yönelik ceza uygulamalarında bir emsal oluşturabilir. Hukuk çevreleri, benzer vakalarda ceza indirimlerinin nasıl uygulanacağı ve rehabilitasyonun nasıl entegre edileceği konularında tartışmalar yürütüyor. Olayın medya yansıması, gençlerin şiddet eğilimleri ve aile içi denetimin önemi üzerine toplumsal bir farkındalık yaratma potansiyeli taşıyor.