Mizofoni: Seslere Aşırı Duyarlılık, Günlük Yaşamı Nasıl Sarsıyor?

Mizofoni: Seslere Aşırı Duyarlılık, Günlük Yaşamı Nasıl Sarsıyor?
Yayınlama: 21.12.2025
5
A+
A-

Prof. Dr. Nuray Atasoy, mizofoninin günlük yaşamı zorlaştırdığını ve tedavi edilmesi gerektiğini belirtti.

Mizofoni Nedir?

Mizofoni, belirli seslere karşı aşırı duyarlılık gösteren bir nöro‑psikiyatrik durumdur. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Atasoy, bu durumun çiyt gibi basit seslerden kalem tıklamaları, saat tıkırtıları, çiğneme ve yutkunma seslerine kadar geniş bir yelpazede tetikleyebildiğini açıkladı.

Belirtiler ve Günlük Hayata Etkileri

Atasoy, hastaların bu sesleri duyduklarında kaygı, öfke, tiksinti gibi yoğun duygusal tepkiler yaşadığını, hatta fiziksel reaksiyonlar – terleme, titreme, kızarma ve tansiyon artışı – gösterebildiklerini ifade etti. “Bazı zamanlar o kadar şiddetli oluyor ki, bu seslerin olabileceği durumlardan kaçınmaya çalışırken kaygı, endişe hatta depresyon gelişebiliyor.” demiştir.

Bu kaçınma davranışı, yemek masasında, sınıf ortamında ya da ofiste sosyal etkileşimleri kısıtlayarak aile içi çatışmalara da yol açabiliyor. Özellikle ergenlik döneminde fark edilen vakalar, gençlerin eğitim hayatını olumsuz etkileyebiliyor; “Dinleyemiyorum, odaklanamıyorum” gibi şikayetler sıkça duyuluyor.

Tedavi ve Yönetim Stratejileri

Atasoy, hafif vakalarda ilaç tedavisine gerek olmadığını, psikoeğitim, bilişsel müdahaleler ve kaygı‑odaklı terapilerin etkili olabileceğini belirtti. Şiddetli vakalarda ise ilaç tedavisi (örneğin anksiyolitikler) ve fizyolojik semptomların yönetimi için medikal destek öneriliyor.

Uzun vadede hastaların “sesleri çoğunlukla dinlememeyi başarabildiklerini” ve dikkati başka yöne yönlendirme teknikleriyle durumun üstesinden gelmeye çalıştıklarını ekledi. Ailelerin de bilinçli ve destekleyici bir yaklaşım sergilemesi, çatışmaların önüne geçmek açısından kritik.

Gelecek Perspektifi

Mizofoninin kesin nedeni hâlâ belirsiz olsa da genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonu olabileceği düşünülüyor. Atasoy, erken tanı ve çok disiplinli bir tedavi planı sayesinde hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde iyileşebileceğini vurguladı.

Sonuç olarak, seslere aşırı duyarlı bireylerin yalnızca kendileri değil, çevreleri de bu durumdan olumsuz etkilenebiliyor. Belirtiler şiddetli hale gelirse, profesyonel yardım alınması gerektiği, aksi takdirde kaygı bozuklukları, depresyon ve sosyal izolasyon gibi daha ciddi sorunların ortaya çıkabileceği mesajı verildi.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.