Habertürk’ten spiker Ela Rümeysa Cebeci, geçtiğimiz aylarda yürütülen geniş çaplı bir uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ancak daha sonra serbest bırakılmıştı. Cebeci’nin gözaltı süreci ve ardından açıklanan iddialar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Mücahit Birinci, X adlı sosyal medya hesabından “Millet spiker mi seyredecek, haber mi dinleyecek?” başlığıyla bir dizi eleştiri yöneltti. Birinci, sözlerinde “Bu noktada ciddi bir yozlaşma var. Uyuşturucu madde operasyonunda adı geçen bir spiker, bu tiplerin rol modeliydi. Dolayısıyla bu örnekleri engellemek ve televizyonlarımızı steril hale getirmek için bunu fırsat olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı.
Birinci, aynı mesajında “Toplumsal ahlaka, genel adaba mugayir giysilerinizi dilediğiniz kadar özel hayatınızda giyin, kimseyi ilgilendirmez; ancak, bu platformlar büyük Türk milletine hitap ettiğiniz alanlar. Kamu görevi esnasında kıyafetinize de dikkat etmek zorundasınız. Sınırsız özgürlük hayvanlara mahsus bir durumdur.” diyerek spikerlerin giyim tercihlerinin kamu görevi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Birçok medya uzmanı, Birinci’nin açıklamalarının ifade özgürlüğü sınırlarını zorladığını ve kıyafet üzerinden yapılan eleştirilerin kadın spikerler için ayrı bir baskı oluşturabileceğini belirtti. Özellikle kadın hakları savunucuları, bu tür söylemlerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini vurguladı.
Diğer yandan, bazı siyaset yorumcuları Birinci’nin sözlerini “televizyon ortamının temizlenmesi” ve “kamu güveninin yeniden inşası” yönündeki bir çağrı olarak yorumladı. Ancak, eleştirilerin kişisel tercihlere odaklanması, özgür basın ve medya etiği konularında yeni bir tartışma başlatmış durumda.
Bu gelişme, medya dünyasında hem etik hem de hukuki boyutlarda bir dizi soruyu gündeme taşıdı. Uzmanlar, benzer durumların tekrar yaşanmaması için medya kuruluşlarının iç denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve spikerlerin kişisel haklarına saygı gösteren bir yayıncılık kültürü oluşturması gerektiğini beliriyor.