Mustafa Şentop’tan Can Atalay çıkışı: Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalı

Mustafa Şentop’tan Can Atalay çıkışı: Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalı
Yayınlama: 12.12.2025
8
A+
A-

Prof. Dr. Mustafa Şentop, Can Atalay kararıyla ilgili değerlendirmesinde Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarının bağlayıcı olduğunu ve bu kararların ihlalin nasıl giderileceğine dair somut adımlar içerdiğini vurguladı. Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dosyalarında da benzer sürecin yaşandığını hatırlatan Şentop, yeni anayasa tartışmalarının toplumsal ihtiyaçlarla uyumlu, daha kapsayıcı ve özgürlükçü bir çerçeveye oturması gerektiğini belirtti.

Mustafa Şentop’tan Can Atalay çıkışı: Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmalı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) eski Başkanı ve saygın hukukçu Prof. Dr. Mustafa Şentop, Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF) tarafından düzenlenen “Anadolu Sohbetleri” programında gazetecilere kapsamlı bir açıklama yaptı. Şentop, terörle mücadele, yeni anayasa, Suriye politikası ve özellikle Can Atalay’ın milletvekilliğiyle ilgili Anayasa Mahkemesi kararları üzerine geniş bir değerlendirme sundu.

Terörün sonu ve yeni güvenlik politikası

Şentop, PKK’nın fiilen sona erdiğini belirterek, “Sadece örgütün varlığının son bulması yeterli değildir; terörün de tamamen ortadan kalkması gerekir” dedi. Terör örgütlerinin Türkiye sınırları dışındaki faaliyetlerinin devam etmesinin, ülkenin güvenliği için kabul edilemez bir risk oluşturduğunu vurguladı. Bu bağlamda, “Terörsüz Türkiye” hedefinin sadece güvenlik birimlerinin çabalarıyla değil, toplumsal bütünleşme ve uzlaşıyla sağlanabileceğine dikkat çekti.

Terör mensuplarının affı konusu

Gazetecilerin affa ilişkin sorusuna Şentop, “Bu teknik bir mesele; suçların niteliği, fail sayısı ve toplumsal etkileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir” yanıtını verdi. Örneğin, belirli bir süre suç işlememe koşuluyla “cezasızlık” uygulanabileceğini, ancak bu tür bir yaklaşımın titizlikle denetlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Suriye politikası ve PKK unsurları

Suriye’nin kuzeyinde PKK/SDG unsurlarının varlığına ilişkin soruya, “Türkiye’nin öncelikli talebi, Suriye’de üniter bir yapı oluşturulması ve PKK’nın farklı isimler altında örgütlenmesinin önüne geçilmesidir” şeklinde yanıt verdi. Bölgedeki yabancı unsurlardan arındırılmış bir güvenlik çerçevesinin, bölgesel istikrar için kritik olduğunu belirtti.

“Terörsüz Türkiye” hedefi

Şentop, terörle mücadelenin yalnızca devlet kurumlarıyla sınırlı kalmadığını, toplumun tüm kesimlerinin bu sürece dahil olması gerektiğini vurguladı. “Toplumun farklı kesimlerinin de bu hedefi benimsemesi, sürecin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşır” diyerek, geçmişte yaşanan tecrübelerden ders çıkarılması gerektiğini hatırlattı.

Erdoğan’ın olası yeniden adaylığı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerde tekrar aday olup olmayacağı sorusuna, “Anayasada bu konuda bir engel bulunmamaktadır; TBMM’nin seçimleri yenilemesi şartıyla Cumhurbaşkanı tekrar aday olabilir” şeklinde net bir açıklama yaptı. İki dönem kuralının anayasa değişikliği gerektirdiğini, ancak referandum sürecinin nasıl işleyeceği konusundaki teknik detayları da sözlerine ekledi.

Can Atalay ve Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcı kararları

Şentop, Can Atalay’ın milletvekilliğiyle ilgili Anayasa Mahkemesi kararına dair soruya, “Bireysel başvuru kararları **bağlayıcıdır** ve ihlalin nasıl giderileceği de kararda açıkça belirtilir” diyerek yanıt verdi. Bu yaklaşımın, demokratik temsilin ve hukukun üstünlüğünün korunması açısından kritik olduğunu vurguladı.

Geçmiş örnekler: Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu

Geçmişte AYM’nin Enis Berberoğlu ve HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yönelik kararlarında da benzer bir süreç yaşandığını hatırlatan Şentop, “O dönemde kanun değişikliklerinin uygulanabilirliği tartışmalıydı; bu yüzden kararların bekletilmesi haklı bir süreçti” diye açıklama yaptı. Bu örneklerin, AYM kararlarının zaman içinde nasıl şekillendiğini gösterdiğini dile getirdi.

Yeni anayasa tartışmaları

Meclis’in yeni anayasa çalışmaları üzerine söz alan Şentop, 1982 Anayasası’nın “darbeler gölgesinde ve güvenlik odaklı bir perspektifle” hazırlandığını hatırlattı. Bu bağlamda, mevcut metinde bazı maddelerin günümüz toplumsal ihtiyaçlarıyla çeliştiğini, özellikle dil, vatandaşlık tanımı ve kimlik konularındaki sınırlayıcı hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.

42’nci madde ve dil politikası

Şentop, 42’nci maddede yer alan “hiçbir dil Türk vatandaşlarına ana dil olarak öğretilemez” ifadesinin tarihsel bir güvenlik reflexi olduğunu, fakat günümüzde farklı dillerin eğitimde yer almasının anayasal bir engel teşkil etmediğini söyledi. “Bugün hâlihazırda birçok yabancı dil öğretimi yapılıyor; bu madde artık geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiştir” diyerek, metnin güncellenmesi gerektiğini vurguladı.

Vatandaşlık, kimlik ve toplumsal birlik

Vatandaşlık tanımının “kurucu unsur” gibi hiyerarşik bir ifadeyle sınıflandırılmasının, anayasanın işlevine aykırı olduğunu belirten Şentop, “Anayasa, toplumsal birlik ve ortak tarih inşası için değil, hukuki düzeni ve temel hak‑özgürlükleri güvence altına almak için yazılmalıdır” şeklinde bir görüş ortaya koydu. Yeni metnin, kimlikler arasında ayrım yapmadan tüm vatandaşları eşit kabul eden bir dil kullanması gerektiğini yineledi.

Hukuki kesinlik ve geleceğe dair uyarılar

Son olarak, Şentop, yeni anayasa taslağının “çok detaylı, kapsayıcı ve aynı zamanda sınırlayıcı” bir çerçevede hazırlanması gerektiğini, aksi takdirde farklı örgütler için benzer kapsamda taleplerin ortaya çıkabileceğini uyardı. Yasal belirsizliklerin ileride büyük hukuki boşluklara yol açmaması için uzman görüşleri, güvenlik birimlerinin verileri ve toplumsal hassasiyetlerin birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.