Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde, 23 Ağustos akşamı 23.00 sularında Çarşı Mahallesi Dursun Sokak’ta yüksek sesli müzik tartışması kanlı bir kavgaya dönüştü. Kurtuluş Canbay (35) ile Mehmet Fatih G. (41) arasında başlayan sözlü tartışma, Canbay’ın balta ve Fatih’in ekmek bıçağıyla birbirlerine saldırmasıyla şiddetlendi. Canbay olay yerinden kaçıp bir kuaföre sığındı, Fatih ise kısa bir kovalamacanın ardından bekçilere teslim oldu. İki taraf da ilk müdahalelerin ardından hastaneye kaldırıldı; ancak Canbay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Cumhuriyet savcısınca hazırlanan iddianame, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, olayın ilk haksız eyleminin kimden kaynaklandığının kesin olarak belirlenemediği, tarafların önceden bir husumetinin bulunmadığı ve olayın bir sözlü tartışma sonrasında geliştiği vurgulandı. Bu çerçevede, sanık Mehmet Fatih G.’nin “haksız tahrik altında kasten öldürme” suçundan 18 ila 24 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Sanık Mehmet Fatih G.’nin beyanı: Olay gecesi eve dönerken komşusunun yüksek sesle müzik dinlediğini ve alkol aldığını gördüğünü, müziğin kapatılmasını rica ettiğini, ancak karşı tarafın “Belediyeden izin aldım, kapatmıyorum” şeklinde yanıt vererek saldırıya geçildiğini iddia etti. Fatih, balta ve bıçakla savunma amaçlı hareket ettiğini, “kendi canını korumak için” gerektiğini savundu.
Maktulün annesi Selver Canbay’ın ifadesi: Olay anında evlerinin önünde mangal yapıp müzik dinlediklerini, Fatih’in camdan dışarı çıkarak oğluna küfür ettiğini ve 15‑20 cm uzunluğunda bir bıçakla saldırdığını söyledi. Ayrıca Fatih’in, kurtuluşun babasına da tehditler savurduğunu ve kavgayı ayırmaya çalışan bir şahıs olan Mustafa’nın koluna da bıçağın isabet ettiğini belirtti.
Olay, Kandıra ve çevresindeki ses kirliliği düzenlemeleri üzerine yeni bir tartışma başlattı. Belediye yetkilileri, gece saatlerinde yüksek sesli müzik çalmanın ülke genelindeki 22:00-06:00 arası sessizlik kurallarına aykırı olduğunu ve bu tür ihlallerin polis müdahalesi ile önlenebileceğini hatırlattı. Uzmanlar, “gürültü kirliliği, bireylerin psikolojik ve fiziksel sağlığını tehdit eden bir faktördür; ancak bu tür durumların şiddete dönüşmemesi için toplumsal bilinç ve yasal çerçevenin güçlendirilmesi gerekir” diyor.
Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi kabul ederek yargılamanın seyrine devam ediyor. Savcılık, sanığın “haksız tahrik altında kasten öldürme” suçundan en az 18 yıl hapis cezasını talep ediyor. Avukatları ise savunmada, “olayın başlangıcında kendisine yönelik tehdit ve saldırıların varlığı”na odaklanarak cezanın hafifletilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu dava, yerel güvenlik ve gürültü yönetimi politikalarının yeniden gözden geçirilmesi için bir dönüm noktası olabilir. Yetkililerin, benzer olayların tekrarını önlemek amacıyla ses kirliliği ölçüm cihazlarının kurulması, mahalle bazlı uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve vatandaşların haklarını koruyan bir rapor mekanizması oluşturması bekleniyor. Olay, aynı zamanda Türkiye genelinde “gürültü ile şiddet arasındaki sınır” konusuna dair hukuki ve sosyal bir tartışma başlatmış durumda.