
Türkiye’de son on yılda obezite oranının %10‑30 arasında artışı gözlemleniyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, aşırı kilolu bireylerin sayısı küresel olarak hızla yükseliyor ve bu durum sadece kardiyovasküler hastalıkları değil, aynı zamanda üreme fonksiyonlarını da derinden etkiliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Semih Tangal, “Obezite, vücudun tüm sistemlerini olumsuz etkileyen bir risk faktörüdür; özellikle testis hacmi, sperm üretimi ve kalitesi üzerinde belirgin bir bozulma yaratır” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çekti.

Araştırmalar, yüksek vücut kitle indeksine (BMI) sahip erkeklerde şu sorunların daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur:
Yağ hücreleri, testosteronu östrojene çevirerek kandaki testosteron seviyesini düşürür. Testosteron, sperm üretimi ve cinsel performans için hayati bir hormondur; östrojenin artışı ise bu süreçleri baskılayarak sperm kalitesini daha da azaltır.
Obez bireylerde skrotal yağlanma ve karın-alt bölge yağlanması, testis dışı ısı üretimini yükseltir. Bu ısı artışı, sperm üretim sürecindeki hassas hücrelerin işlevini bozar ve spermatogenez sürecini olumsuz etkiler. Ayrıca, aşırı vücut yağı reaktif oksijen türlerinin (ROS) üretimini artırarak sperm DNA’sına zarar verir, bu da fertilizasyon şansını ve embriyon gelişimini tehlikeye atar.
Obezitenin olumsuz etkilerini azaltmanın en etkili yolu kilo vermektir. Dr. Tangal, “Çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin en az altı ay öncesinden egzersiz ve dengeli beslenme programına başlamaları, sperm parametrelerini iyileştirebilir” diyor. Önerilen yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:
Bu değişiklikler, testosteron seviyesini yükseltirken östrojen düzeyini dengelemeye yardımcı olur ve sperm üretimini destekler.
Erkeklerde kısırlık şüphesi olduğunda spermiyogram testi ilk adım olmalıdır. Test sonuçları, hareketlilik, morfoloji ve DNA bütünlüğü gibi kritikleri ortaya koyar ve tedavi planının şekillenmesini sağlar. Modern üreme teknolojileri (IVF, ICSI) sayesinde, düşük sperm sayısına sahip ya da sperm üretimi hiç olmayan erkeklerin dahi biyolojik babalık şansı vardır. Ancak, bu yöntemlerin başarı oranı kilo ve metabolik durumun iyileştirilmesiyle artırılabilir.
Obezite tedavisinde tek başına diyet yeterli olmayabilir. Uzman doktor ve diyetisyen kontrolünde hazırlanmış kişiye özel programlar, hem kilo kaybını hem de hormonal dengeyi optimize eder. Düzenli tıbbi kontroller, hormonal testler ve sperm analizleri, tedavinin etkinliğini izlemek için kritik öneme sahiptir. Erken teşhis, uzun vadeli fertilite kaybını önlemede en güçlü araçtır.
Obezite, sadece kardiyovasküler ve metabolik hastalıkları tetiklemekle kalmaz; aynı zamanda erkeklerin üreme sağlığını doğrudan tehdit eder. Kilo kontrolü, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite sayesinde sperm kalitesi anlamlı şekilde iyileşebilir ve kısırlık riski azaltılabilir. Uzmanlar, bu süreçte profesyonel rehberlik almanın ve erken tanı testlerinin yapılmasının hayat değiştirebileceğini vurguluyor.