
MKYK Toplantısında Kritik Açıklama – Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sırasında düzenlenen basın toplantısında, “Odağımız, PKK terör örgütünün feshi ve bunun gerçekleşmesi için silahların bırakılması, yakılmasıdır.” diyerek, terörle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aradıklarını ifade etti.

Çelik, bu hedefin Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonu çerçevesinde, ülkenin güneydoğusundan Suriye‑İrak sınırlarına kadar uzanan tüm PKK şubelerinin kaldırılmasını kapsadığını belirtti.
Parti sözcüsü, PKK’nın yıllar içinde Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devletine yarattığı yüksek tansiyonu ve toplumsal gerilimi “yılların stresini” aşmanın, terörün gündemden tamamen çıkarılmasının birincil öncelik olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, silahların bırakılması ve yakılması sürecinin, örgütün fiili olarak yok sayılmasını sağlayacak kritik bir adım olduğunu sözlerine ekledi.
Çelik, “Şu ana kadar boşaltılan mağaralarda silahların bırakılması ve yakılması konusunda atılacak adımlar, terör örgütünün feshini somut bir hâle getirecek” diyerek, sahada gerçekleştirilecek operasyonların hukuki süreçlerle destekleneceğini ve Meclis’e sunulacak raporlarla yasalaştırılacağını söyledi.
Parti sözcüsü, “Bütün bu çalışmaların neticesi olarak, Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefine ulaşmayı ümit ediyoruz” ifadelerini tekrarlayarak, hem ülke içinde hem de komşu bölgelerde kalıcı bir güvenlik ortamı yaratmanın stratejik önemine dikkat çekti.
Çelik, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporlarının tamamlandığını ve Meclis Başkanlığına teslim edildiğini hatırlatarak, Numan Kurtulmuş başkanın ve komisyon üyelerinin çalışmalarına teşekkür etti. Komisyonun, “Türk‑Kürt kardeşliğine terörün musallat olduğu” gerçeğine odaklandığını ve bu doğrultuda önerilen politikaların parlamentoda değerlendirilmek üzere hazır olduğunu belirtti.
Türkiye’nin dış politika önceliklerinden biri olan Gazze konusuna da değinen Çelik, “İsrail’in Sarı Hat açıklaması ateşkesin tam tersine bir adım” diye eleştirerek, Türkiye’nin bu süreçteki aktif diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurguladı.
Basın sorularına yanıt verirken, Çelik, “Parti içinde ve kabine arasında bir görüş ayrılığı yoktur” diyerek, Cumhurbaşkanı’nın dış politika çizgisinin bütün hükümet üyeleri tarafından aynı şekilde benimsendiğini sözlerine ekledi.
SDG (Suriye‑Doğu‑Güney) konusundaki 10 Mart mutabakatına uyulması gerektiğini vurgulayan Çelik, iki ayrı silahlı gücün varlığının iç savaş senaryosuna yol açacağını, bu nedenle “bir ülkede iki ordu olmaz” prensibinin uygulanması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin askeri hazırlığının her zaman aktif olduğunu hatırlatan Çelik, “Başkomutanın emriyle harekete geçmek en son seçenek olmalı” diyerek, silahlı kuvvetlerin sadece zorunlu durumlarda devreye alınacağını söyledi.
Son olarak, partinin Atatürk mirasıyla ilgili eleştirilere yanıt veren Çelik, “Atatürk’ün vasiyeti gereği varlıklarını bağışlaması gereken kurumlara bu bağış yapılmadı” diye eleştirdi ve parti içinde bu konunun da gündemde olduğunu ifade etti.
Ömer Çelik’in bu kapsamlı açıklamaları, Türkiye’nin terörle mücadelesinde yeni bir döneme gireceğinin sinyallerini verirken, aynı zamanda parti içi birlik ve dış politika tutarlılığına da ışık tutmaktadır.