Son dönemde artan “sürekli yorgunluk” şikayetleri, özellikle şehir hayatının hızlı temposu ve dijital cihazların uzun saatler boyunca kullanılmasıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. Op. Dr. Bilgehan Aydın, “Yorgunluk, vücudun bize gönderdiği bir alarmdır; ihmal edildiğinde kronik hastalıklara yol açabilir” diyerek, bu durumun ciddiyetine dikkat çekti. Uyku düzensizliği, vitamin eksikliği, kronik stres, yetersiz su alımı ve hareketsiz yaşam tarzı gibi faktörlerin bir araya gelmesi, enerji depolarının hızlı bir şekilde tükenmesine neden oluyor.
“Yorgunluk, bir hastalık değil, bir uyarıdır. Doğru adımlarla müdahale edildiğinde, hem enerji artışı hem de yaşam kalitesinde gözle görülür bir iyileşme sağlanabilir.” şeklinde ekledi.
Aydın, enerjiyi en hızlı tüketen beş faktörü sıraladı: kalitesiz uyku, yoğun stres, uzun ekran süresi, hareketsiz yaşam ve B12, D vitamini ile demir eksikliği. Bu faktörlerin her biri, hücresel düzeyde NAD (Nikotinamid Adenin Dinükleotid) seviyelerini olumsuz etkileyerek metabolik yavaşlamaya sebep oluyor.
Doktor, günlük rutinlerde uygulanabilecek üç temel değişikliği önerdi:
1. Düzenli ve derin uyku: En az 7‑8 saat, karanlık ve sessiz bir ortamda.
2. Protein ağırlıklı kahvaltı: Yumurta, yoğurt, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar.
3. Gün içinde su tüketimini artırmak: En az 2‑2.5 litre, tercihen mineral suyu.
Bu basit adımların bir hafta içinde “görülür fark” yaratacağına inandığını belirten Aydın, “Hareketsiz bir insanın metabolizması, hareketli bir insanınkinden %30 daha yavaş çalışır” dedi.

Op. Dr. Bilgehan Aydın, vücut enerji metabolizmasının temel taşlarından biri olan NAD seviyelerinin kritik önemine değindi. “Total NAD seviyesi düştikçe, hem yaşlanma belirtileri hızlanıyor hem de yaşam süresi kısalıyor.” açıklamasını yaptı. NAD, hücresel solunumda ve DNA onarımında rol oynayan bir koenzimdir; eksikliği, mitokondriyal fonksiyonların bozulmasına yol açar.
Aydın, NAD tedavisinin “vücudun fabrikalarına bebeklik dönemindeki gibi yeniden yakıt sağlamak” olduğunu söyleyerek, bu tedavinin kalitesi, menşei ve dozajının tedavi başarısında hayati rol oynadığını vurguladı. Özellikle “Kaliteli, GMP sertifikalı NAD preparatları ve bireye özel dozaj planlaması, enerji artışı ve iyileşme sürecini %40‑50 oranında hızlandırabilir” dedi.
Bu yöntemin, Kraliçe Elizabeth ve İngiliz Kraliyet Ailesi gibi yüksek profilli kişilerin de tercih ettiği bir seçenek olduğunu belirten Aydın, “Her bireyin biyokimyasal yapısı farklı; bu yüzden kişiye özel protokoller mutlaka uygulanmalı” şeklinde uyarıda bulundu.
Sağlık profesyonelleri, NAD tedavisi öncesi ve sonrası yaşam tarzı düzenlemelerinin önemine işaret ediyor. Op. Dr. Bilgehan Aydın, aşağıdaki önerileri özetledi:
1. Günlük 30 dakikalık yürüyüş – Kan dolaşımını ve mitokondri fonksiyonlarını artırır.
2. Haftada iki kez direnç antrenmanı – Kas kütlesi ve NAD üretimini destekler.
3. Güneş ışığından faydalanma – D vitamini sentezini artırır, stres hormonlarını dengeler.
4. Düzenli kan tahlilleri – B12, D vitamini, demir ve NAD seviyelerinin izlenmesi.
Bu bütünsel yaklaşım, “yorgunluğa tek bir çare aramak yerine, birden çok faktörü aynı anda iyileştirerek kalıcı enerji kazanımı sağlar” şeklinde sonuçlandırıldı.