
Genel Kurul’da gerçekleşen bütçe görüşmeleri, Osman Gökçek’in konutuyla ilgili iddiaların yeniden masaya yatırılmasıyla adeta bir krize dönüştü. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “İktidar sadece CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme getiriyor” diyerek konuşmasını başlattı ve Gökçek’in evine atıfta bulundu.
Gökçek’e ait olduğu iddia edilen ve kamuoyunda “yavru saray” olarak adlandırılan konut, önceki yıl bütçe oturumlarında da gündeme gelmiş, 600 milyon TL değerinde olduğu öne sürülmüştü. O dönemde CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba de konuya sert bir dille değinmiş, Gökçek ise bir gün sonra yaptığı açıklamayla iddiaları “külliyen yalan” olarak reddetmişti.

Günaydın, “Eğer Melih Gökçek tutuklanmadıysa diğer belediye başkanlarının üzerine gitmenin bir anlamı yoktur” diyerek, iktidarın geçmişteki skandallarını gündeme getirdi. Ayrıca “Mansur Yavaş mı dürüst, Melih Gökçek mi dürüst?” sorusunun açık bir cevabı olduğunu savunarak, AK Partili ve MHP’li belediyelerle ilgili iddiaların göz ardı edildiğini belirtti.
Meclis kürsüsünde tansiyon yükselirken, Gökçek son derece net bir açıklama yaptı: “Yalanlarınız ortaya çıksın diye kendimi mahkemeye verdim.” Söz konusu mahkeme Gölbaşı Mahkemesi olarak belirtilirken, evinin değerine dair 400–600 milyon TL aralığındaki iddiaların gerçek dışı olduğunu kanıtlamak istediğini vurguladı.
Gökçek, “Milletvekili seçildiğimde mal beyanı yaptım, Gölbaşı’nda yıllar önce satın aldığım arazi üzerine ruhsatlı bir konut inşa ettim. Bu konutun 600 milyon TL olduğu iddiası tamamen yalan” diyerek, eğer böyle bir bedel ödenmişse evi satmaya hazır olduğunu ekledi.
Bu konut, ilk olarak geçen yılki bütçe görüşmelerinde “inşaat aşamasında” olduğu ve değerinin 600 milyon TL olduğu iddiasıyla gündeme gelmişti. O dönemde bazı milletvekilleri ve parti temsilcileri konutun finansman kaynağını sorgularken, Gökçek bu iddiaları tutarlı bir şekilde reddetti. Gökçek’in açıklamaları, hem parti içinde hem de kamuoyunda “gerçek mi, yalan mı?” sorusunu yeniden alevlendirdi.
Gökçek’in mahkemeye kendisini vermesi, sadece bireysel bir savunma değil, aynı zamanda partisi için bir stratejik adım olarak görülüyor. Bu süreçte, Mahkeme kararının ne yönde olacağı ve iddiaların nasıl şekilleneceği, önümüzdeki hafta Meclis’in gündemini belirleyecek. Öte yandan, CHP’nin bu konudaki tutumu, seçim dönemine girerken iktidarın mali şeffaflığına dair bir sınav niteliği taşıyor.