Peru’nun Çölünden Meyve Bahçelerine

Peru’nun Çölünden Meyve Bahçelerine
Yayınlama: 12.12.2025
1
A+
A-

Ica bölgesi, çölleşmiş topraklarını meyve bahçelerine çevirerek Peru’nun tarım ihracatını katbekat artırdı; aynı zamanda su kıtlığı ve sosyal eşitsizlik gibi yeni sorunlar doğurdu.

Çölden Meyve Bahçelerine: Ica’nın Dönüşümü

Peru’nun güney kıyılarında uzanan çölleşmiş Ica bölgesi, son otuz yılda kumsal manzaralarından devasa meyve bahçelerine evrilerek ülkenin tarımsal haritasında yeni bir sayfa açtı.

1990’lı yıllarda bu bölge, sadece kum ve deniz suyundan ibaretti; ancak tarım ihracatı politikaları ve özel yatırımlar sayesinde yaban mersini, üzüm ve diğer yüksek katma değerli meyveler ekilmeye başlandı. Bu dönüşüm, yalnızca bölgenin görünümünü değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda yerel ekonomiyi de kökten yeniden yapılandırdı.

Tarım İhracatının Patlaması

Peru Tarım Geliştirme ve Sulama Bakanlığı’nın verilerine göre, 2010‑2024 yılları arasında ülkenin tarım ihracatı yıllık ortalama %11 büyüdü ve 2024’te 9,1 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı. Bu rakam, sadece bir finansal başarı değil; aynı zamanda Peru’nun dünya pazarındaki konumunu da güçlendirdi. Özellikle yaban mersini ve sofra üzümü ihracatı, ülkeyi bu ürünlerde dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri hâline getirdi.

BBC Mundo’ya konuşan Peru Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ekonomisti César Huaroto, “1990’larda uygulanan liberalleşme reformları, gümrük engellerini kaldırdı, yabancı yatırımları çekti ve tarım sektörünün potansiyelini ortaya çıkardı” dedi. Başlangıçta madenciliğe odaklanan hükümet, 2000’li yıllarda tarıma yönelerek “tarım ihracatı elitinin” yükselişine zemin hazırladı.

Su Kıtlığı ve Çevresel Tartışmalar

Bu hızlı büyümenin gölgesinde su kıtlığı ciddi bir sorun haline geldi. Ica’da yağış neredeyse hiç yok; dolayısıyla tarım suyu büyük ölçüde yeraltı rezervlerinden temin ediliyor. Bölgedeki damla sulama ve diğer yenilikçi teknikler, su kullanımını optimize etmeye çalışsa da, su seviyelerinin düşmesi yerel çiftçileri ve su hakları savunucularını harekete geçirdi.

Yerel aktivist Rosario Huayanca, “Herkese yetecek kadar su yok; büyük ihracatçılar suya öncelikli erişim sağlarken, küçük çiftçiler kurak kuyulara gömülmek zorunda kalıyor” diyerek durumu eleştiriyor. Ulusal Su İdaresi’nin 2011’de başlattığı denetimler, büyük şirketlerin su kullanımını sınırlamayı amaçlasa da, uygulamada sık sık ihlaller rapor ediliyor.

Gelecek Perspektifi ve Sürdürülebilirlik

Uzmanlar, mevcut modelin uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. Ana Sabogal (Peru Katolik Üniversitesi) “Ekilebilir alan %30 oranında genişledi, ancak bu genişleme su tüketimini aynı oranda artırdı” diye uyarıyor. Ekonomist Huaroto ise, “Tarım ihracatı gelir ve döviz sağlasa da, suyun adil dağıtımı sağlanmazsa bölge ekonomisi çökebilir” diyor.

Bu bağlamda, politika yapıcıların hem ekonomik faydaları hem de çevresel maliyetleri dengeleyen bir çerçeve geliştirmesi kritik. Sürdürülebilir sulama altyapısı, su hakkı düzenlemeleri ve küçük çiftçilere destek programları, bölgenin uzun vadeli refahı için anahtar unsurlar olarak öne çıkıyor.

Peru’nun çölleşmiş kıyılarında başlayan bu tarımsal devrim, bir yandan ülke ekonomisine büyük bir itici güç kazandırırken, diğer yandan su gibi hayati bir kaynağın adil kullanımını yeniden tartışmaya açıyor. Gelecek, bu iki dinamiğin nasıl bir denge bulacağına bağlı.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.