Peru’nun Çölünden Meyve Bahçelerine: Ica Bölgesi’nde Tarım Devrimi ve Su Krizi

Peru’nun Çölünden Meyve Bahçelerine: Ica Bölgesi’nde Tarım Devrimi ve Su Krizi
Yayınlama: 12.12.2025
1
A+
A-

Ica bölgesi, çölleşmiş kıyı şeridini yüksek katma değerli meyve bahçelerine çevirerek Peru’nun tarım ihracatını yeniden şekillendiriyor; ancak bu hızlı büyüme, su kaynakları üzerindeki baskıyı ve sosyal eşitsizlikleri de gündeme getiriyor.

Çölden Meyve Bahçelerine: Ica’nın Dönüşüm Hikâyesi

Peru’nun güneybatı kıyısında yer alan Ica bölgesi, 1990’ların başına kadar büyük ölçüde kum ve deniz manzarasıyla anılırken, bugün dünyanın en büyük yaban mersini ve üzüm üretim alanlarından biri haline geldi.

Bu dönüşüm, bölgenin çölleşmiş topraklarına damla sulama ve genetik iyileştirilmiş fidan çeşitleri gibi modern tarım teknolojilerinin entegrasyonu sayesinde gerçekleşti. 2008’den önce Peru’da yaban mersini neredeyse hiç üretilmezken, bugün sadece Ica ve kuzey Piura bölgesi bu meyvenin %70’inden fazlasını dünya pazarına sunuyor.

Tarım İhracatının Patlaması

Peru Tarım Geliştirme ve Sulama Bakanlığı’nın verilerine göre, 2010‑2024 yılları arasında tarım ihracatı yıllık ortalama %11 büyüme kaydetti ve 2024’te 9,1 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, ülke GSYİH’sının %4,6’sını temsil ederken, 2020’de sadece %1,3 idi. BBC Mundo‘ya konuşan ekonomi uzmanı César Huaroto, “Gümrük engellerinin kaldırılması, yabancı yatırım teşvikleri ve düşük idari maliyetler, Peru’yu küresel bir meyve tedarikçisine dönüştürdü” diyerek bu yükselişi özetliyor.

İhracatın odak noktası sadece yaban mersini değil; aynı zamanda sofralık üzüm, avokado, kivi ve hatta pisco brendi üzümleri de dünya pazarlarında yüksek talep görüyor. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Çin, Peru’nun bu yeni tarım ihracatının başlıca alıcıları.

Su Kıtlığı ve Çevresel Endişeler

Tarımın hızlı büyümesi, bölgedeki su kıtlığı sorununu da derinleştiriyor. Ica’da yıllık ortalama yağış sadece 100 mm iken, tarımsal sulama için kullanılan yeraltı suyu rezervleri 2015‑2023 arasında %25 azaldı. Ana Sabogal, “Damla sulama ve yağmur suyu toplama sistemleri bir nebze yardımcı olsa da, mevcut su çekimi hızı ekolojik dengeyi tehdit ediyor” diyor.

Yerel su yöneticileri, büyük ihracatçılara verilen öncelikli su tahsisatı nedeniyle, küçük çiftçilerin ve kırsal halkın suya erişiminin zorlaştığını belirtiyor. Rosario Huayanca gibi su hakları savunucuları, “Yeni kuyu açma izinleri neredeyse yok; büyük şirketler suyu özel mülk gibi görüp, toplulukların yaşamını riske atıyor” uyarısında bulunuyor.

Sosyal ve Ekonomik Etkiler

Tarım ihracatının canlanması, bölgeye yeni istihdam ve döviz geliri getirdi, ancak bu faydalar eşit dağıtılmadı. Büyük tarım şirketleri, araziyi satın alarak yerel çiftçileri zor durumda bırakırken, bazı küçük çiftçiler ise yüksek su maliyetleri ve girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle üretimden çekilmeye başladı. Huaroto, “Kâr marjı yüksek olduğu için büyük şirketler toprakları topluca satın alıyor, bu da kırsal toplulukların geleneksel yaşam biçimini tehdit ediyor” diyor.

Öte yandan, tarımsal değer zincirine entegre olan aile işletmeleri, katma değerli ürünler (örneğin organik meyve suları, reçeller) üreterek yerel ekonomiyi canlandırıyor. Bu şirketler, kadınların ve gençlerin işgücüne katılımını artırarak sosyal kapsayıcılığı da destekliyor.

Gelecek Perspektifi ve Sürdürülebilir Çözüm Önerileri

Uzmanlar, Peru’nun tarımsal ihracat patlamasının uzun vadeli sürdürülebilirliği için su yönetimi reformları, çevre dostu sulama teknolojileri ve küçük çiftçilere finansal destek gibi politikaların hayata geçirilmesini öneriyor. Sabogal, “Ekosistemin dayanıklılığını korumak için suyun adil dağıtımı ve tarımsal su verimliliği artırılmalı” diyerek, devletin denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

İklim değişikliği ve kuraklık riskinin artması, bölgenin “doğal sera” olarak tanımlanan mikroklimasını da zorlayacak. Bu bağlamda, tarımsal arazi planlaması ve ekosistem hizmetlerinin muhafazası kritik hâle geliyor. Hükümet, su kullanımını izleyen dijital platformlar ve bölgesel su havuzları oluşturarak, hem ihracatı korumak hem de yerel halkın yaşam kalitesini güvence altına almak zorunda.

Sonuç olarak, Ica’nın çölden meyve bahçesine dönüşümü Peru’nun tarımda bir yeni çağ başlattı; fakat bu başarının sürdürülebilir olması, su yönetimi, sosyal adalet ve çevresel dengelerle yakından ilişkilidir.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.