Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) aralık ayı faiz kararını açıkladı ve politika faizini 150 baz puan indirgeyerek yüzde 38’e sabitledi. Bu karar, enflasyonla mücadelede kırılma noktası olarak görülürken, aynı zamanda döviz piyasalarında da beklenmedik bir dalgalanma yarattı.
Kurul, gecelik vadede borç verme faiz oranını %41 ve gecelik vadede borçlanma faiz oranını %36,5 olarak belirledi. Bu oranlardaki düşüş, kredi maliyetlerini hafifletmeyi hedeflerken, likiditeyi piyasaya enjekte etmeyi amaçlıyor.

Faiz indiriminin hemen ardından euro, 50 TL’yi ilk kez aştı ve 50,1580 TL seviyesine yükseldi. Bu, euro’nun Türkiye tarihindeki en yüksek seviyesiydi ve döviz kuru üzerindeki baskıyı gözler önüne serdi. Uzmanlar, euro’nun bu seviyeye ulaşmasının, dış ticaret açığının büyümesi ve jeopolitik risklerin artmasıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor.
Euro’nun yükselişi, özellikle ihracatçılar ve turizm sektörü için çift yönlü bir etki yarattı: İhracat geliri artarken, turistlerin harcamaları daha pahalı hâle geldi. Ayrıca, euro bazlı borçları olan şirketlerin geri ödeme maliyetleri de önemli ölçüde yükseldi.
Euro’nün ardından dolar da 42,6920 TL seviyesinden işlem görerek tarihsel bir zirveye çıktı. Dolar/TL, saat 09:20 itibarıyla önceki kapanışın %0,2 üzerinde işlem gördü. Aynı anda sterlin/TL %0,1 artışla 57,2320 seviyesinde seyrediyor.
Bu seviyeler, Türkiye’nin dış borç yükümlülüklerini ve ithalat maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Özellikle enerji ithalatı ve hammadde giderleri dolar bazlı olduğundan, enflasyon üzerindeki baskı daha da artıyor.
Dolar endeksi, yatay seyirle 98,3 seviyesinde kaldı. ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirim kararının ardından, gelecek yıl faiz politikalarının ne yönde şekilleneceği konusunda belirsizlik devam ediyor. Fed Başkanı Jerome Powell’ın temkinli açıklamaları, yatırımcıları temkinli duruşa yönlendiriyor.
Fed, 2026’da bir faiz indirimi sinyali verirken, piyasa analistleri yıl içinde toplam iki faiz indirimi beklentisini koruyor. Ancak, Türkiye’de Ocak ayında TCMB’nin politika faizini %75 ihtimalle sabit tutması bekleniyor, bu da yerel para birimi üzerindeki baskıyı sürdürebilir.
Ekonomi uzmanı Dr. Ayşe Yılmaz, “Euro ve doların aynı gün içinde tarihi seviyelere ulaşması, piyasalarda ani bir şok etkisi yarattı. Bu durum, kısa vadeli likidite sıkışıklığını beraberinde getirebilir ve enflasyonist baskıyı artırabilir” dedi. Ayrıca, kısa vadeli yatırımcıların döviz riskine karşı koruma araçlarını artırması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan, uzun vadeli perspektifte, TCMB’nin faiz indiriminin kredi maliyetlerini düşürerek ekonomik aktiviteyi canlandırması bekleniyor. Ancak, döviz kuru istikrarının sağlanması için ek önlemler alınmazsa, enflasyon hedefi risk altında kalabilir.
Euro’nun 50 TL’yi, doların ise 42,69 TL’yi aşması, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Piyasa katılımcıları, TCMB’nin sonraki adımlarını ve Fed’in küresel politikalarını yakından izlemeye devam edecek. Bu süreçte, döviz kurlarındaki volatilitenin yatırım kararlarını etkileyebileceği unutulmamalı.