
Volkanoloji uzmanı Dr. Robin George Andrews, “Marmara Denizi’nden geçen büyük fay hatlarında son yıllarda kaydedilen kayma ve sismik aktivitenin, 7,0 büyüklüğünün üzerindeki bir deprem olasılığını artırdığı” sonucuna varmıştı. Bu analiz, ABD’nin önde gelen bilimsel dergilerinde yer alarak, Türkiye’deki uzmanlar arasında da geniş çaplı bir tartışma başlattı. Analiz, özellikle tek parçalı 7,0 üzeri deprem modelinin çok parçalı ve daha yıkıcı bir senaryoya evrilebileceği ihtimalini ortaya koydu.

Prof. Dr. Osman Bektaş, “İstanbul 7’den büyük bir depreme hazır olmalı” diyerek, bu riskin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Bektaş, 2004 yılından bu yana elde edilen yeni bilimsel verilerin, Ana Marmara Fayının davranışının tek bir büyük depreme değil, birden çok orta ölçekli sarsıntıya evrildiğini gösterdiğini belirtti. Uyarısının temelini şu üç madde oluşturdu:
– En doğru tahmin %60 doğruluk oranını aşamaz.
– Bilimsel algoritmalar doğanın karmaşık dinamiklerine tam uyum sağlayamaz; deprem parametreleri zaman ve mekânda değişkenlik gösterir.
– İstanbul’un potansiyel can‑mal kaybı, deprem olma olasılığından çok daha yüksektir.
Bektaş ayrıca, 2025 yılında gerçekleşen M6,2 ölçeğindeki deprem örneğini vererek, çok parçalı kırılma modellerinin gerçeğe dönüşebileceğini ve büyük bir felaketin önlenmesinde hazırlık çalışmalarının hayati önem taşıdığını vurguladı.
İstanbul, 1999 Gölcük depremi gibi büyük yıkımlara tanıklık etmiş bir şehir. O zamandan bu yana deprem yönetmeliği, yapı denetimi ve halkın bilinçlendirilmesi konularında çeşitli adımlar atıldı. Ancak uzmanlar, mevcut altyapının ve eski binaların hâlâ büyük bir risk oluşturduğunu hatırlatıyor. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yayınlanan kılavuzlar, bireysel ve kurumsal hazırlık planlarının güncellenmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu bağlamda, Prof. Dr. Bektaş’ın uyarısı sadece bilimsel bir görüş olarak kalmamalı; belediyeler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları tarafından senaryolar hazırlanmalı, acil durum tatbikatları artırılmalı ve riskli bölgelerde yapı denetimi sıkılaştırılmalıdır.
Uzmanların ortak mesajı açık: İstanbul, potansiyel bir 7,0 üzeri depreme karşı hâlâ yeterince hazırlıksız. Erken uyarı sistemleri, dayanıklı yapılaşma ve toplumsal farkındalık bu riskin etkilerini azaltmak için kritik öneme sahiptir. Bektaş’ın sosyal medyadaki açıklaması, kamuoyunun ve yetkililerin bu konuda daha proaktif adımlar atması gerektiğine dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor.