
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da düzenlenen geleneksel yıl sonu basın toplantısında, ülkesinin Ukrayna ile uzlaşmaya hazır olduğunu yineledi. Başkan, barış sürecinin “top”nun artık Kiev yönetimi ve Brüksel’in masasında olduğunu dile getirerek, diplomatik çabaların yeni bir aşamaya geçtiğini vurguladı.

Putin, ABD Başkanı Donald Trump ile Alaska’da gerçekleşen görüşmenin ardından, “Başkan Trump’ın önerileri üzerinde pratik olarak anlaştık. Bize bazı tavizler vermemiz söylendi; bu kararlar kolay olmayabilir ama uzlaşma yolunda ilerliyoruz” diyerek, barış sürecinin iki önemli aktör – Kiev ve Brüksel – üzerinden şekilleneceğini açıkladı.
Bu açıklama, Batı’nın diplomatik aracı olarak Brüksel’in ve Ukrayna’nın resmi temsilcilerinin bir araya gelmesinin, çatışmanın çözümünde kilit rol oynayacağını ima ediyor.
Putin, Ukrayna’da olası seçimlerin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi için “seçim günü saldırılarını durdurma” ve “güvenlik garantileri” sunma isteğini dile getirdi. Ancak, Rusya’da yaşayan 5‑10 milyon Ukraynalının oy kullanma hakkının da sağlanması koşulunun, barış anlaşmasının tamamlayıcı bir unsur olduğunu belirtti.
Bu talep, Ukrayna iç siyaseti ve Rusya’daki diaspora hakları konularını da uluslararası platforma taşıyarak, sürecin kapsamını genişletiyor.
Putin, “Avrupa’ya saldıracağız” iddialarını “saçmalık” olarak nitelendirerek, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin Rusya’nın meşru güvenlik endişelerini artırdığını vurguladı. Avrupa’nın dondurulmuş Rus varlıklarını kullanma girişimlerini ise “küresel güveni ve finansal sistemin temellerini sarsacak” bir adım olarak eleştirdi.
Bu söylemler, Batı‑Rus ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgasının sinyallerini taşırken, barış sürecinin aynı zamanda stratejik bir denge oyunu olduğunu da ortaya koyuyor.
Putin, “Gelecek yıl askeri çatışmalardan uzak, barışçıl bir yıl istiyoruz” diyerek, Rusya’nın barışa yönelişini politik bir taahhüt olarak sunuyor. Ancak, bu taahhüdün “saygı ve dürüstlük” temelinde gerçekleşmesi gerektiğini, aksi takdirde “yeni askeri operasyonların” kaçınılmaz olacağını belirtti.
Bu çerçevede, Kiev ve Brüksel’in diplomatik masasında gerçekleşecek görüşmelerin, sadece bir çatışma sonlandırma süreci değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesine de hizmet etmesi bekleniyor.