
Bazı gözlemciler Vladimir Putin’i acımasız bir otokrat ve uluslararası ilişkiler sahnesinin usta bir manipülatörü olarak nitelendiriyor. “O bir K, bir G ve bir B görüyor” diyerek eski Senatör John McCain, Putin’in KGB geçmişine gönderme yapıyordu.
Kremlin’de Amerikan elçileriyle otururken çekilen görüntüler, Putin’in kendine güvenen ve kararlı bir tavır sergilediğini açıkça gösteriyor.

Trump yönetimi, Ukrayna’ya askeri destekten çekilme ihtimalini dile getirdi. Başkan Trump, “Bazen insanların kendi aralarında çarpışmasına izin vermek gerekir” sözleriyle olası bir ateşkesi ima etti. Aynı zamanda ABD, Ukrayna’ya istihbarat akışını sınırlama ve Rus SİHA’larını tespit etme kapasitesini azaltma tehdidiyle de baskı kuruyor.
Yeni ulusal güvenlik stratejisi, Rusya’yı “varoluşsal bir tehdit” olmaktan çıkarıp stratejik istikrarı yeniden tesis etmeye çağırıyor. Bu yaklaşım, ABD’nin Ukrayna’ya doğrudan askeri yardımını kısıtlama ihtimalini güçlendiriyor.
1. Trump’ın ateşkes girişimi: Ukrayna’nın koşullarını kabul etmemesi ya da Rusya’nın veto etmesi durumunda ABD savaştan çekilebilir.
2. Rusya’nın doğu cephesinde yavaş ilerleme: Çatışma uzun vadeli bir statik savaş haline gelebilir, Avrupa’nın daha fazla mali ve askeri yükümlülük alması gerekir.
Avrupa, “Gönüllüler Koalisyonu” adıyla bir uluslararası güç oluşturmayı ve savaş sonrası ülke yeniden inşa çabalarını finanse etmeyi planlıyor.
Avrupa, Ukrayna’nın batısını korumak için Gökyüzü Kalkanı Girişimini genişletmeyi düşünüyor. Bu plan, Batılı hava savunma sistemlerini Ukrayna’nın sınırlarına yerleştirerek Rus uçaklarına karşı “çok düşük bir çarpışma ihtimali” yaratmayı hedefliyor.
Chatham House’dan Keir Giles, “Batılı askerlerin sahada bulunması, Rus saldırganlığını durduracak tek faktördür” diyerek bu stratejiyi destekliyor. Ancak, bazı Batı seçmenleri “Rusya ile doğrudan çatışma riskini” göze almak istemiyor.
Rus ekonomisi, %8 enflasyon, %16 faiz ve yavaşlayan büyüme gibi sıkıntılarla karşı karşıya. İskoçya’daki bir rapor, “Rusya’nın savaş ekonomisinin ömrü tükenmekte” diye uyarıyor. Ancak, Kremlin, gölge petrol nakliyesi ve şirketlerin listelerden çıkarılmasıyla yaptırımları delmeye çalışıyor.
Royal United Services Institute (RUSI) analisti Tom Keatinge, “tam bir ambargo uygulanmalı; aksi takdirde yaptırımların etkisi azalır” diyor.
Mick Ryan ve Dr. Sidharth Kaushal, daha fazla derin saldırının Rus enerji altyapısını zayıflatacağını, fakat aynı zamanda “Rusya’nın bağımsız bir Ukrayna’yı tehdit olarak görmesini” güçlendirebileceğini belirtiyor.
Diğer yandan, müzakere masasına oturtma olasılığı hâlâ var. Thomas Graham, “ABD, Rusya üzerinde psikolojik bir kaldıraç kullanmalı” ve Çin’in baskısının da devreye girebileceğini vurguluyor.
Şi Cinping, “Rusya’nın nükleer tehditlerine karşı uyarı” yaparak Kremlin’in dikkatini çekti. Pekin, savaş makinesinin bir kısmına elektronik ve makine tedarik ediyor; bu da Rusya’nın uzun vadeli savaş kapasitesini etkiliyor.
Eğer Çin, Rusya’nın savaşını “kendi çıkarlarına uygun olmayan” görürse, Pekin üzerine baskı kurabilir. Şu an ABD, Çin’i Moskova’ya zorlamaya çalışmadığı için bu dinamik henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadı.
Uzmanlar, çatışma uzadıkça Ukrayna’nın morali düşecek, müttefikler daha da bölünecek ve Rusya Donetsk’te daha fazla toprak kazanacak diyorken, Putin “ya toprakları silahla alacağız ya da Ukrayna çekilecek” şeklinde kararlı bir tutum sergiliyor.
Sonuç olarak, ABD‑Rus‑Ukrayna‑Avrupa‑Çin arasındaki çok katmanlı denge, kısa vadeli bir ateşkes ya da uzun vadeli bir stratejik yeniden düzenleme ile kırılabilir.