Ernst & Young (EY), iş dünyasındaki risk ortamının giderek karmaşık bir hâl alması ve şirketlerin bu yeni gerçekliğe uyum sağlayabilmesi amacıyla “EY Küresel Risk Dönüşümü Araştırması” sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Araştırma, 1.200’ü aşkın risk profesyonelinin görüşlerini bir araya getirerek, risk yönetiminin yalnızca uyum odaklı bir fonksiyondan stratejik bir büyüme katalizörüne evrilmesi gerektiğini vurguluyor.
Çalışmanın Kapsamı ve Yöntemi
EY, dünya genelinde farklı sektörlerden ve büyüklükteki şirketleri temsil eden 1.200 risk uzmanına anket uygulayarak, risk kavramının son beş yılda nasıl değiştiğine dair nicel ve nitel veriler topladı. Bu veriler, yapay zekâ, jeopolitik belirsizlikler, iklim değişikliği ve pandemi sonrası yeni risk faktörlerinin şirket stratejilerine etkisini ölçmek üzere senaryo planlaması ve stres testleri gibi ileri analiz yöntemleriyle değerlendirildi.

Araştırmaya göre, hâlen çoğu şirket risk yönetimini uyum odaklı bir faaliyet olarak görüyor; yani riskleri tespit edip yasal gereklilikleri yerine getirmekle sınırlı kalıyor. Ancak “risk stratejistleri” olarak adlandırılan yeni nesil uzmanlar, risk fonksiyonunu şirketin stratejik hedefleriyle bütünleştirerek karar alma süreçlerine değer katıyor. Bu profesyoneller, riskleri sadece tehdit olarak değil, aynı zamanda fırsat yaratma potansiyeli olarak değerlendiriyor ve bu bakış açısı, şirketlerin yatırım, büyüme ve inovasyon kararlarını daha sağlam temellere oturtmasını sağlıyor.
Risk Stratejistlerinin Etki Alanı
Risk stratejistleri, geleneksel risk yönetimi yapan şirketlere kıyasla risk iklimindeki hızlı değişimleri daha erken fark ediyor ve buna yönelik kontrol mekanizmaları geliştirme konusunda daha proaktif. Araştırmada, risk stratejistlerinin %58’i COVID‑19 sonrası risk ortamını orta ya da tam anlamıyla dönüştürdüklerini belirtirken, geleneksel yaklaşımlı şirketlerde bu oran sadece %7’ye düşüyor.
EY’nin jeostrateji alanındaki yan araştırması, risklerin doğrudan finansal performansa etkisini de ortaya koydu. Şirketlerin %55’i, siyasi risklerin satış ve gelirlerde negatif bir etki yarattığını, %48’inin ise jeopolitik risklerin planlanan yatırımların ertelenmesine veya iptaline yol açtığını ifade etti. Öte yandan, risk stratejistlerinin yönettiği firmalar, kritik metriklerde beklenmedik risklerin etkisini %30 oranında azaltırken, risk sahipliği, kültürü ve olay müdahale süresinde de belirgin iyileşmeler kaydediyor.
Geleneksel risk yönetimini hâlâ maliyet merkezi ve uyum aracı olarak gören şirketler ise, bu avantajlardan çok uzak kalıyor.
EY, risk dönüşümünün başarılı olabilmesi için liderlerin aşağıdaki adımları izlemesini öneriyor:
1. Vizyon ve Yol Haritası Belirleme: Riskin şirket stratejisine entegrasyonu için net bir vizyon tanımlanmalı.
2. Kültürel Dönüşüm: Risk farkındalığını tüm organizasyona yayacak bir kültür oluşturulmalı.
3. Yeni Metriklerin Geliştirilmesi: Riskin finansal ve operasyonel etkilerini ölçebilecek KPI’lar tasarlanmalı.
4. Teknoloji ve Veri Dönüşümü: Yapay zekâ, büyük veri ve otomasyon çözümleri risk analitiğinin merkezine alınmalı.
5. Yetenek Gelişimi: Risk profesyonellerinin beceri seti, veri bilimi ve davranışsal ekonomi gibi alanlarda genişletilmeli.
EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı ve Risk Danışmanlığı Lideri Emre Beşli, “Tamamen değişen bir risk ortamı var” diyerek, risk faktörlerinin birbirine daha sıkı bağlı hale geldiğini ve bu durumun doğrusal olmayan, yüksek ivme ve değişkenlik taşıyan bir risk manzarası yarattığını vurguladı. Beşli, risk stratejistlerinin simülasyon, senaryo planlama, stres testleri, ufuk taraması ve davranışsal ekonomi gibi ileri tekniklerden faydalandığını, ayrıca teknoloji ve yapay zekâyı tüm risk çalışmalarının merkezine koyduklarını belirtti.
Bu kapsamda, kurum içinde yeni bir risk vizyonu oluşturulması, kültürel farkındalığın artırılması, teknoloji altyapısının güçlendirilmesi ve risk profesyonellerinin yetenek envanterlerinin güncellenmesi kaçınılmaz bir gereklilik olarak ortaya çıkıyor.