
Büyükçekmece‘de 17 Kasım Pazartesi günü saat 17.00 sıralarında, mağaza sahibi, müşterisi olarak görülen 22 yaşındaki Seda Ö.‘nin 68.500 TL değerinde sahte altın zinciri sattığını fark etti. Satışın sahte olduğu anlaşıldıktan kısa bir süre sonra durumu hemen polis ekiplerine bildirdi.

Güvenlik kamerası görüntüleri, şüphelinin mağazaya nasıl girdiğini, sahte altını nasıl takdim ettiğini ve ardından kaçtığını net bir şekilde gösterdi.
Polis, ihbar üzerine hızlı bir operasyon başlattı ve bölge güvenlik birimleriyle koordineli çalışarak şüphelinin kimliğini tespit etti.
İlk tutuklamadan bir ay sonra, 17 Aralık Çarşamba günü, şüpheli aynı taktiği Esenyurt‘ta bir başka kuyumcuyla denedi. Bu kez 38.000 TL değerinde sahte altın bileklik satıldı ve ardından kısa sürede kayıplara karıştı.
İkinci mağazanın güvenlik kamerası da benzer görüntüler kaydetti; Seda Ö. aynı sahte‑altın satış yöntemini kullanarak mağazadan ayrıldı.
Polis ekipleri, sahte altının satıldığı iki mağazanın kamera kayıtlarını karşılaştırarak şüphelinin kimliğini kesin olarak doğruladı ve takibini sürdürdü.
Polisin titiz incelemesi sonucu, Seda Ö. 2 Aralık tarihinde Esenyurt’ta bir akşam saatinde yakalandı. Gözaltına alınırken, kuyumcu dükkanında sahte altını sakladığı iddia edilen bir çanta ele geçirildi.
Şu an Emniyet Genel Müdürlüğü’nde işlemleri devam eden şüpheliye, dolandırıcılık, sahte mücevher ticareti ve sahte belge düzenleme suçlamaları yöneltildi.
Türk Ceza Kanunu’nun 155. ve 156. maddelerine göre sahte mücevher satışı, bir yıl iki ay hapis ve 100.000 TL’ye kadar para cezası ile cezalandırılabilir. Şayet örgütlü bir suç örgütü içinde hareket ettiği kanıtlanırsa, ceza artırılabilir.
Uzmanlar, bu tür vakaların tekrarını önlemek için kuyumcu işletmelerinin güvenlik kameralarını daha sık kontrol etmeleri ve müşterileriyle ilgili şüphe durumunda anında polisle irtibata geçmeleri gerektiğini vurguluyor.
Bu olay, İstanbul’un büyük ilçelerinde bile sahte mücevher ticaretinin ne kadar yaygın olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Vatandaşların alışveriş yaparken daha temkinli olmaları ve satıcıların kimlik doğrulama süreçlerini sıkılaştırmaları, benzer dolandırıcılıkların önüne geçebilir.