Şap Hastalığına Yanlış Mücadele Yöntemleri!

Şap Hastalığına Yanlış Mücadele Yöntemleri!
Yayınlama: 10.11.2025
4
A+
A-

Prof. Dr. Sezgin Şentürk, şap hastalığına yönelik yaygın hurafe ve yanlış uygulamaları eleştirerek, doğru dezenfeksiyon ve aşılamanın önemini vurguladı.

Şap Hastalığının Tanımı ve Yayılımı

Şap hastalığı, Afrika kökenli Sat-1 virüsünün neden olduğu, özellikle genç sığır ve dana başı başına saldıran, yüksek mortalite riski taşıyan bir viral enfeksiyondur. Türkiye’de özellikle doğu ve güney bölgelerinde ekonomik kayıplara yol açtığı tespit edilmiştir. Virüs, ısı ve nem koşullarına bağlı olarak iki gün içinde güneş ışığında etkisiz hale gelirken, nemli ortamlarda altı aya kadar canlı kalabilir. Bu yüzden hastalığın kontrolü, hem hijyen hem de çevresel koşulların iyileştirilmesiyle mümkün olmaktadır.

Yanlış Mücadele Yöntemleri Neden Riskli?

Prof. Dr. Şentürk, hayvanlara küflü domates yedirilmesi ve idrar içirilmesi gibi geleneksel yöntemlerin bilimsel temelden yoksun olduğunu belirtti. “Domates asidik bir yapıya sahiptir ve virüs asidik ortamda uzun süre canlı kalamaz, fakat domatesin kendisi virüsü öldürmez; aksine küflenmiş domates, hayvanın bağışıklığını zayıflatarak başka hastalıklara davetiye çıkarabilir,” dedi.

İdrar ise hayvanlar arasında başka patojenlerin taşınmasına neden olabilir ve hijyenik açıdan büyük risk taşır. Şentürk, “Bu tür uygulamalar, virüsün yayılmasını engellemek yerine artırabilir; ayrıca idrar içinde bulunan bakteri ve diğer mikroorganizmalar hayvan sağlığını daha da tehlikeye atar,” şeklinde uyardı.

Doğru Önlemler ve Veteriner Tavsiyeleri

Şap hastalığına karşı en etkili yöntem aşılamadır. Aşı, hayvanların bağışıklık sistemini virüse karşı güçlendirir ve hastalığın yayılımını büyük ölçüde azaltır. Aşılamanın yanı sıra, aşağıdaki basit ama bilimsel olarak kanıtlanmış uygulamalar önerilmektedir:

1. Sirke ve Yemek Sodası Karışımı: Sirkeyi bire 9 oranında (1 litre suya 111 ml sirke) sulandırarak hayvanların ağız bölgesine uygulanabilir. Yemek sodası (%10 bikarbonat) ise aynı oranda sulandırılıp lezyonlu bölgelerde kullanılabilir.

2. Sirkeli Su ile Ağız Dezenfeksiyonu: Hayvanların ağız içi lezyonları temizlemek için sirkeli suyla nazikçe yıkama yapılmalıdır; ancak yüksek konsantrasyonlu sirke lezyonları derinleştirebilir.

3. Ayak Banyosu ve Çamaşır Suyu: İşletmelerde ayak banyolarına bire 18 oranında (1 litre suya 180 ml çamaşır suyu) karışım eklenerek dezenfeksiyon sağlanabilir. Bu yöntem, özellikle düşük ekonomik güçteki çiftlikler için pratiktir.

4. Vitamin ve Mineral Takviyeleri: D vitamini, çinko, A ve E vitaminleri hayvanların bağışıklığını destekler; hastalık sürecinde veteriner tavsiyesiyle verilmelidir.

Üreticilere Pratik Öneriler

Şentürk, hayvan sahiplerine şu önerileri de sundu:

“Ayak ve ortam dezenfeksiyonu için çamaşır suyu yeterli bir maliyetle kullanılabilir; eğer ekonomik imkanlar kısıtlıysa, %2 süt kestik veya %3‑5 bakırsülfat (göz taşı) uygulanabilir.”

Güneş ışığının virüsü etkisizleştirdiği unutulmamalıdır; bu yüzden açık alanlarda hayvanların güneşlenmesi teşvik edilmelidir. Nemli ve karanlık barınaklar ise virüsün yaşam süresini uzattığı için iyi havalandırılmalı ve mümkün olduğunca kurutulmalıdır.

Bu bilgiler ışığında, hayvan sahiplerinin kulaktan dolma uygulamalara yönelmek yerine, veteriner hekimlerin yönlendirdiği bilimsel protokolleri benimsemeleri kritik bir adımdır. Doğru önlemler alındığında şap hastalığının ekonomik etkileri büyük ölçüde azaltılabilir.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.