Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Nisan 2024 tarihinde saat 03.00 sıralarında gerçekleşen duruşmada, Serap Avcı (41) ve eşi Yasin Avcı (45) arasındaki trajik olaya ilişkin dosyayı karara bağladı. Sanık, daha önce de birkaç kez cezaevine girmiş, son olarak ise alkol etkisi altında yeni tahliye olmuştu.

Mahkeme salonunda savunma yapan Serap Avcı, “Ben, yıllardır bu adamın kahrını çekiyorum. Kendisi sürekli çeşitli suçlardan cezaevine girip çıkıyordu. Olay günü aramızda tartışma çıktı. Çocuğumun psikolojisi artık dayanamaz hâle geldi.” ifadelerini kullandı. Avcı, tartışma sırasında eline geçen ekmek bıçağını “rastgele sapladığını” ve “çocuğu için” hareket ettiğini söyledi.
Sanığın savunma avukatları, eylemin meşru müdafaa kapsamında olduğunu vurgulayarak mahkemeden beraat ve tahliye talep etti. Avukatlar, “Eşinin alkol etkisi altında agresif tavırları ve geçmişteki şiddet olayları, Serap Avcı’yı kendini savunma pozisyonuna itmiştir” dediler.
Cumhuriyet Savcısı, dosyada “eşe karşı kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası talep etmiş, haksız tahrik indirimiyle bu cezayı 18 yıla indirilmesini istemişti. Savcılık, olayın şiddetli bir aile içi şiddet vakası olduğuna dikkat çekti.
Mahkeme heyeti, sanığın meşru savunma sınırları içinde hareket ettiğine karar vererek, hakkında ceza uygulanmasına yer olmadığına hükmetti. Ayrıca, sanığın tutukluluk süresi göz önüne alınarak tahliye edildi.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Yasin Avcı’nın “alkollü” olduğu, tartışmanın şiddetlendiği ve site görevlileri ile komşuların kapıyı çaldığı, kapı açıldığında kanlı bir bıçak gördükleri belirtiliyor. Tanıkların ifadeleri, olay anında evde bir çocuğun bulunduğunu da doğruluyor.
Sanık üzerindeki doktor muayenesinde, vücudunun çeşitli yerlerinde darp izleri ve morluklar tespit edildi. Savcılık, bu bulguların eş şiddeti ve sürekli taciz şüphesini güçlendirdiğini belirtti.
Uzmanlar, bu kararın aile içi şiddet davalarında meşru savunma sınırlarının nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir emsal oluşturduğunu ifade ediyor. Bazı hukukçular, kararın “kadınların kendini koruma hakkını” pekiştirdiğini, diğerleri ise “adalet sisteminin tutarlı bir içtihadı eksik” olduğunu savunuyor.
Serap Avcı’nın meşru savunma nedeniyle tahliye edilmesi, Türkiye’de aile içi şiddet ve meşru müdafaa hukukunun kesişim noktasında yeni tartışmalara yol açtı. Olay, medya ve kamuoyunda geniş yankı bulurken, benzer davaların gelecekte nasıl ele alınacağı merak konusu olmaya devam ediyor.