
Erdoğan Güzel, son yıllarda mekula dejenerasyonu olarak adlandırılan ilerleyici bir göz hastalığına yakalandı. “Görme yeteneğimi %50 yitirdim. Artık minik bıçak yapamıyorum,” diyerek durumu açıklamış ve kalan son minyatür bıçaklarını hediye ettiğini söylemiştir. Hastalığın ilerlemesi, ustanın en değerli işini—1,5‑2 cm büyüklüğündeki minyatür bıçakları—üretme yeteneğini kısıtlamış, bu da Sivas’ın kültürel mirasına yöneltilen bir darbe olarak görülüyor.
1995 yılında Atatürk Caddesi’nde bir atölye açan 8 çocuk babası Erdoğan Güzel, sakalı ve giyimiyle çizgi film karakteri Şirin Baba’ya benzediği için bu ismi benimsemişti. “Türkiye ve Avrupa’da ün kazanan Sivas bıçağının tüm aşamalarını büyük bir özenle yapıyorum,” diye anlatıyor. Sapları ahşap ve kemikten olan bıçakların üzerine özenle figürler çizen Güzel, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek için 1,5‑2 cm’lik minyatür bıçaklar üretmişti. Bu eserler, sadece birer kesici alet olmaktan çıkıp sanatsal ve koleksiyonluk objelere dönüşmüştür.

Güzel, Sivas’ın “bıçak merkezi” olduğunu vurgulayarak, üretimin yerel ustalar tarafından yapılması gerektiğini savunuyor. “Bıçakları başka yerlerde yaptırıp üzerine ‘Sivas Hatırası’ yazdırmasınlar. Kim hangi firma yaptıysa onun ismini kullansınlar,” diyerek kalite ve otantikliğin korunması gerektiğini belirtiyor. Son yıllarda dış firmaların Sivas adıyla bıçak üretmesi, kalitenin düşmesine ve şehrin itibarının zarar görmesine yol açtığını ifade ediyor.
Hayatının büyük bir bölümünü Sivas bıçağı üretimine adayan Güzel, sadece para kazanmayı değil, gençlere Sivas’ın kültürel değerlerini aşılamayı da misyon edindiğini söylüyor. Meslek okullarında konuşmacı olarak görev alıyor, geleneksel el sanatlarını yeni nesillere tanıtıyor. Görme kaybına rağmen, normal bıçak üretimini sürdürebildiğini ve yeni nesil ustalara ilham vermeye devam ettiğini belirtiyor.
Bu zorlu dönemde “Üretim durmadı, sadece boyut değişti” diyerek, sanatının ve kültürünün ayakta kalması için mücadeleye devam edeceğini vurguluyor. Şirin Baba’nın bu mücadele öyküsü, Sivas’ın zengin el sanatları mirasını ve insan hikâyelerinin dayanıklılığını gözler önüne seriyor.