
ABD Hazine Bakanlığı, Suriye’ye yönelik Sezar Yasası (Suriye Sezar Sivil Koruma Yasası) kapsamındaki yaptırımların 180 günlüğüne kısmen askıya alındığını resmi bir açıklamayla duyurdu. Açıklamada, Dışişleri Bakanı’nın 10 Kasım’da yaptığı bir konuşma çerçevesinde “Suriye’ye yönelik yaptırımların hafifletilmesine devam etme taahhüdümüz” ifadesinin kullanıldığı belirtildi.

Bu karar, Sezar Yasası kapsamında Suriye’ye uygulanan ekonomik kısıtlamaların bir kısmının geçici olarak durdurulması anlamına geliyor. Ancak açıklamada, Rusya ve İran’dan gelen mal, teknoloji, yazılım, fon, finansman ve hizmetlerin transferi gibi alanların muafiyet kapsamı dışına çıkarılmadığı vurgulandı.
Sezar Yasası, 2020 yılında ABD Kongresi tarafından kabul edilen ve Suriye’deki iç savaşın sona ermesini, demokratik geçişi ve insan haklarını korumayı amaçlayan geniş kapsamlı bir yaptırım paketidir. Yasa, Suriye’nin ekonomik altyapısını, enerji sektörünü ve silah tedarik zincirlerini hedef alırken aynı zamanda Suriye’ye bağlı kişi ve kuruluşların uluslararası finans sistemlerine erişimini kısıtlamaktadır.
Askıya alma kararı, ABD’nin Suriye’deki mevcut siyasi ortamı stabilize etme ve bölgesel aktörlerle (özellikle Rusya ve İran) diplomatik diyalogları yeniden canlandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Kararın açıklanmasının ardından Suriye’nin başkenti Damaskus’tan ve muhalefet bölgelerinden çeşitli tepkiler geldi. Damaskus yetkilileri, kararın “Suriye’nin ekonomik yeniden yapılandırılması için olumlu bir adım” olduğunu ifade ederken, muhalefet temsilcileri ise “Bu tür geçici rahatlamalar, kalıcı bir çözüm ve gerçek bir siyasi geçiş için yeterli değil” şeklinde eleştirdi.
Rusya ve İran da açıklamada, ABD’nin bu adımının “kısmi bir rahatlama” olduğunu, ancak “gerçek etkilerin sadece Suriye’ye değil, bölgedeki jeopolitik dengelere de yansıyacağını” belirttiler.
Uzmanlar, askıya almanın 180 gün sonunda yeniden gözden geçirileceğini ve bu sürenin uzatılmasının ABD‑Suriye ilişkilerinde daha geniş bir yumuşatma politikası kapsamında değerlendirilebileceğini öngörüyor. Ayrıca, bu tür bir adımın Suriye’nin yeniden inşası, insani yardımların akışı ve uluslararası yatırımcıların güveni üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği vurgulanıyor.