
Mehmet Akif Ersoy geçtiğimiz hafta yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındı ve kısa sürede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ersoy’un gözaltına alınmasının hemen ardından, TMSF (Tasarruf ve Menkul Kıymetler Fonu) tarafından yöneticiliğini yürüttüğü Habertürk kanalındaki Genel Yayın Yönetmenliği görevinden de uzaklaştırıldı.
Bu gelişmelerin ardından, TMSF’nin medya üzerindeki etkisi yeniden gündeme geldi. Özellikle Show TV’deki ana haber bültenini sunan Ersoy’un eski eşi Pınar Erbaş ile ilgili son olay, izleyicileri ve medya çevrelerini şaşkına çevirdi. Bugün sabah saatlerinde Hande Bayraktar’ın ekran başına geçmesi ve Erbaş’ın aniden program dışı kalması, sosyal medyada “TMSF, Erbaş’ı ekrandan çekti” şeklinde bir iddiaya yol açtı.

Resmi bir açıklama bulunmaması, spekülasyonları artırdı. TMSF yetkilileri, Erbaş’ın program dışı bırakılmasının herhangi bir teknik ya da program politikasıyla ilgili olduğunu, “karar tamamen yayın içeriği ve seyirci beklentileri doğrultusunda alındı” şeklinde bir açıklama yapmayı tercih etmediler. Bu belirsizlik, medya özgürlüğü ve devlet müdahalesi konularında yeni bir tartışma başlattı.
Geçmişte de TMSF’nin, finansal sorunları bulunan medya kuruluşlarının yönetim kurullarını değiştirdiği, bazı programların ise izleyici oranları ve reklam gelirleri nedeniyle yeniden yapılandırıldığı biliniyor. Ancak bir gazetecinin eşinin ekrandan aniden çıkarılması, hem televizyon izleyicileri hem de medya çalışanları arasında “görünmez bir sansür” algısını güçlendirdi.
Uzmanlar, bu tür kararların kamuoyunda güven kaybına yol açabileceğini ve özellikle siyasi içerikli haber bültenlerinde objektifliğin sorgulanmasına neden olabileceğini belirtiyor. Erbaş’ın yerine Hande Bayraktar’ın geçmesi, kanalın izleyici kitlesi üzerinde bir dalgakıran etkisi yaratmış gibi görünüyor; bazı izleyiciler sosyal medya üzerinden #ErbaşEkranda hashtag’iyle tepkilerini dile getiriyor.
Gelecek haftalarda TMSF’nin Show TV’ye yönelik ek düzenlemeleri ve Erbaş’ın program dışı bırakılmasının resmi gerekçesi açıklanırsa, bu olayın medya sektöründe yeni bir norm haline gelip gelmeyeceği daha net anlaşılacak. Şimdilik ise konu, hem televizyon izleyicileri hem de basın mensupları arasında yakından izlenmeye devam ediyor.