
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle fentanili, nükleer silahlar ve nörotoksin gazlar gibi en üst düzey tehditler arasına soktu. Kararname, fentanilin sadece bir uyuşturucu olmadığını, aynı zamanda kimyasal silah kategorisine giren bir maddesi olduğunu resmi olarak kabul ediyor.

Kanada, Latin Amerika ve Avrupa’ya yayılan fentanil, ABD’de kullanıcılar üzerinde yarattığı aşırı sedatif etkiler nedeniyle halk arasında “zombi uyuşturucu” olarak anılıyor. Aşırı doz alan kişiler, vücutları hareketsiz kalıp bilinç kaybı yaşayarak fentanil zombileri olarak adlandırılıyor. Bu durum, halk sağlığına yönelik bir felaket senaryosuna dönüşmüş durumda.
Normal şartlarda kanser hastalarında şiddetli ağrıları hafifletmek amacıyla tıbbi olarak kullanılan fentanil, morfinden yaklaşık 100 kat daha güçlü bir sentetik opioid. Ancak yasa dışı üretim yapan karteller, bu potansiyelini kontrol edilemeyen bir ölüm silahına dönüştürüyor. Sağlıklı bireylerde bile kısa sürede bilinç kaybı, kalıcı beyin hasarı ve ölümle sonuçlanabiliyor.
ABD yetkilileri, fentanilin her yıl on binlerce Amerikalının aşırı dozdan ölümüne sebep olduğunu bildiriyor. Trump’ın kararnamesiyle birlikte Pentagon ve istihbarat kurumları, kitle imha silahları yayılmasını önlemek için kullanılan askeri ve teknik imkanları uyuşturucu kartellerine karşı kullanma yetkisini elde etti. Bu, uyuşturucu ticaretine karşı daha sert bir askeri müdahale olasılığını beraberinde getiriyor.
Trump, Beyaz Saray’daki bir etkinlikte fentanilin ABD’yi zehirlemek amacıyla kullanılmaya çalışıldığını iddia etti. Kararnamede, fentanilin “klasik bir uyuşturucudan çok kimyasal bir silah” olduğu vurgulandı. Başkan, bu yıl kartelleri “yabancı terör örgütü” olarak nitelendirmiş ve şimdi onları kitle imha silahı olarak ilan ederek ABD ordusunun tüm imkanlarını kullanma yetkisini genişletmiş oldu.
Washington yönetimi, yasa dışı fentanil ticaretinden Çin ve Venezuela’yı sorumlu tutuyor. Bu iki ülkenin, fentanil üretim tesisleri ve lojistik ağlarıyla ABD’ye yönelik bir tehdit oluşturduğu iddia ediliyor. Bu bağlamda, uluslararası ilişkilerde yeni bir gerilim dalgasının oluşabileceği öngörülüyor.
ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı, fentanil bağımlılığıyla mücadele için yeni eğitim programları ve acil müdahale ekipleri kurduğunu duyurdu. Ancak uzmanlar, sadece sağlık sektörüyle sınırlı kalınması halinde bu sorunun köküne inilemeyeceği, aynı zamanda ekonomik ve sosyal politikaların da revize edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Trump’ın bu hamlesi, ABD’nin uyuşturucu politikalarını askeri bir çerçeveye taşıyarak yeni bir döneme girdiğini gösteriyor. Eleştirmenler, bu yaklaşımın sivil hakları ve uluslararası hukuk normlarını zedeleyebileceği uyarısında bulunurken, destekçileri ise “ulusal güvenliğin korunması için gerekli” olduğunu savunuyor. Gelecek haftalarda Kongre’de bu kararın yasal zemine oturtulup oturtulmayacağı ve uluslararası ortakların nasıl bir yanıt vereceği merakla bekleniyor.