
ABD Başkanı Donald Trump, “Grönland, ulusal güvenliğimiz için kritik bir öneme sahip” diyerek Louisiana Valisi Jeff Landry‘yi Grönland Elçisi olarak görevlendirdi. Landry, Trump’ın ilk döneminde de “Grönland’ı ABD’nin bir parçası haline getirmeliyiz” şeklinde sert açıklamalar yapmıştı. Başkan, BBC’ye verdiği röportajda, “Bu atama, bölgedeki jeopolitik dengeyi korumak için gerekli” ifadesini kullandı.

Grönland’a olan Amerikan ilgisi, 1867’de Alaska’nın satın alınmasıyla başlayan bir tarihsel sürecin parçası. 1946’da ABD, Grönland’ı 100 milyon dolar (bugünkü değeri yaklaşık 1,2 milyar dolar) karşılığında satın almak istedi; teklif Danimarka tarafından reddedildi. Soğuk Savaş döneminde ise bölge, ABD’nin kuzey kutup savunma hattının bir parçası haline geldi; Pituffik Uzay Üssü (eski adıyla Thule Hava Üssü) 1951’de Danimarka‑ABD anlaşmasıyla ABD’ye savunma ve istihbarat hakları sağladı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın Danimarka’yı işgali sonrası ABD, Grönland’da askeri üsler kurarak bölgenin stratejik önemini pekiştirdi. Savaş sonrası da ABD askeri varlığı sürdürülerek, adanın jeopolitik konumu soğuk savaş ve sonrasındaki güç dengelerinde kritik bir unsur oldu.
Grönland, uranyum, demir, nadir toprak elementleri ve potansiyel petrol‑gaz yataklarıyla zengin bir kaynak hazinesine sahip. Nadir toprak elementleri, akıllı telefonlar, televizyon ekranları ve yenilenebilir enerji ekipmanları için hayati öneme sahip 17 metali içeriyor. “Kuzey Kutup bölgesindeki madenler, küresel teknoloji zincirleri için kritik bir köprü oluşturabilir” diye uzmanlar uyarıyor.
İklim değişikliği, Grönland’ın buz örtüsünün erimesiyle yeni maden sahalarının ortaya çıkmasına olanak tanıyor. Bu durum, hem çevresel hem de ekonomik riskleri beraberinde getirirken, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını daha da artırıyor.
Atama, Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen tarafından “son derece üzücü” ve “Danimarka’nın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiği” şeklinde eleştirildi. Grönland Başbakanı Jens‑Frederik Nielsen ise, “Kendi geleceğimizi kendimiz belirleriz” diyerek bölgenin bağımsızlık hakkına vurgu yaptı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise, “AB, Danimarka ve Grönland halkıyla tam dayanışma içindedir” şeklinde bir destek mesajı verdi. Çin ve Rusya’nın Kuzey Kutup sularındaki gemi hareketliliği, Trump’ın “güvenlik tehdidi” uyarısını destekler nitelikte. “Rusya ABD’ye füze gönderirse en kısa rota kuzey kutbu üzerinden geçer; bu yüzden Pituffik Üssü kritik bir konumdadır” diyor Danimarka Kraliyet Savunma Koleji’nden Doçent Marc Jacobsen.
Trump’ın Grönland politikası, 2025 seçimlerine hazırlık sürecinde tabanını cozmaya yönelik bir hamle olarak da yorumlanıyor. Jeff Landry, Louisiana’da “göçmen karşıtı” ve “uluslararası ticaretin yeniden müzakere edilmesi” temalı bir kampanyanın öncüsü olarak biliniyor. Elçi ataması, Trump’ın “ulusal güvenlik” söylemini seçmenlere yeniden sunma çabası olarak görülüyor.
Grönland’ın stratejik konumu, zengin doğal kaynakları ve iklim değişikliğiyle şekillenen yeni coğrafi gerçekler, ABD‑Çin‑Rus rekabetinde bir koz haline geliyor. Trump’ın bu hamlesi, sadece diplomatik bir atama değil, aynı zamanda kuzey kutbu üzerindeki güç dengesinin yeniden tartışılmasını tetikledi. Bölgenin geleceği, uluslararası hukuk, yerel halkın hakları ve büyük güçlerin stratejik planları arasında sıkı bir dengeye bağlı kalacak.
Trump’ın Grönland’a elçi ataması, uluslararası ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı olacak gibi görünüyor. Stratejik öneme sahip bu bölgeyi kontrol etmek isteyen ülkelerin rekabeti kızışıyor.