Geçen hafta Washington’da açıklanan 33 sayfalık Ulusal Güvenlik Stratejisi, ABD dış politikasının son on yıldaki temel ilkelerinden dramatik bir kopuş sergiliyor. Belge, dünyayı öncelikle ekonomik bir rekabet alanı olarak tanımlıyor ve çok taraflı kurumları, demokrasiye dayalı işbirliğini geride bırakarak ekonomik milliyetçiliği yükseltiyor. 
BBC News muhabiri Tom Bateman, belgenin “Trump yönetiminin ideolojik eğilimlerini açıkça yansıttığını” belirtiyor. Özellikle Rusya ve Çin gibi geleneksel rakiplere yöneltilen eleştirilerin neredeyse hiç bulunmaması, stratejinin yönünü Avrupa’ya kaydırdığının sinyalini veriyor.
Stratejinin en çarpıcı bölümü, Avrupa’yı “20 yıl içinde tanınmaz hâle gelecek” şeklinde nitelendiriyor. Göç politikaları ve çok taraflı kurumların “Batı kimliğine zarar verdiği” iddiası, Avrupa liderlerinin “dehşete düştüğü” ifadeleriyle yankı buldu. Batı kimliğinin erozyona uğradığı iddiası, Avrupa Birliği’nin bütünleşme sürecine doğrudan bir meydan okuma niteliği taşıyor.
Belge, Avrupa’nın “güç dinamiklerini yanlış anladığını” ve ABD’nin Ukrayna’yı istikrara kavuşturmak için diplomatik enerji harcaması gerektiğini öne sürüyor. Bu çerçevede, ABD’nin “Avrupa ekonomilerini istikrara kavuşturacak” biçimde “Rusya’ya stratejik istikrarı yeniden sağlaması” gerektiği iddiası, Washington’ın Kiev’e verdiği desteği yeniden yorumluyor. Bateman, Trump’ın “Avrupa’ya ve Ukrayna’ya karşı sabrının tükendiğini” rapor ediyor.
Stratejinin bir diğer dikkat çeken yönü, “Batı Yarımküresi”ni ABD dış politikasının birincil odak noktası olarak konumlandırması. Bu, Monroe Doktrininin modern bir uzantısı olarak “Trump ek maddesi” adıyla tanımlanıyor. Belge, Çin’in Latin Amerika’daki etkisine doğrudan değinmese de, bölgedeki ekonomik dayanak noktalarını sınırlama ihtiyacına işaret ediyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bölgeyi ziyaretleri ve Karayipler’deki askeri varlıklar, ABD’nin hem ekonomik hem de askeri hâkimiyetini yeniden tesis etme çabalarını pekiştiriyor.
Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, Washington’da ve Avrupa’da tartışmaları şimdiden yeniden şekillendirdi. Avrupa liderleri, ABD’nin kıta içi çıkarlarını ve Rusya’ya yönelik politikalarını yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor. Stratejinin uzun vadeli etkileri, NATO’nun dayanıklılığı, AB’nin bütünleşme süreci ve küresel güç dengesinde kritik bir dönüm noktası oluşturabilir.
Trump’ın yeni stratejisi Avrupa’yı gerçekten endişelendirmeli. Ekonomik milliyetçilik ve sert eleştiriler, ABD-Avrupa ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.