
Florida’nın Palm Beach bölgesindeki Mar‑a‑Lago malikanesinde düzenlenen bir davette, ABD Başkanı Donald Trump, medya mensuplarının ve davetli konukların sorularına yanıt verirken, son zamanlarda sıkça gündeme gelen Jeffrey Epstein dosyalarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Trump, “Epstein dosyalarındaki Bill Clinton fotoğraflarının sayısı sizi şaşırttı mı? Yıl sonuna kadar tüm belgelerin tamamen yayınlanacağına dair taahhütte bulunur musunuz?” sorusuna doğrudan yanıt vererek, belgelerin yayınlanma sürecinin Demokratların politika aletine dönüştüğünü iddia etti. Başkan, “Bunun korkunç olduğunu düşünüyorum. Demokratların, özellikle Demokratların istediği şey tam olarak buydu” diyerek, konunun parti çıkarlarıyla yönlendirildiğini vurguladı.
Trump, Bill Clinton’un Epstein ile ilişkisine değinerek, “Bill Clinton’ı severim. Onunla her zaman iyi geçindim. Fotoğrafların ortaya çıkmasından hoşlanmıyorum ama Demokratların istediği tam da bu” şeklinde konuştu. Ayrıca, Harvard’ın eski rektörü Larry Summers’ın da ağın içinde yer aldığını, bu kişilerin Epstein’in adasına sık sık gittiğini, fakat kendisinin asla adaya adım atmadığını belirtti.
Başkan, “Onu Mar‑a‑Lago’dan ben kovdum. Burası dünyanın en gözde yerlerinden biri, Florida’nın en gözde yeri. Herkes buraya gelirdi. Ancak biz gerçekten Epstein’i kovduk” diyerek, eski dostlukların kırıldığına işaret etti. Trump, bu kararı “dünya çapında en büyük gemileri inşa eden bir yönetim olarak almış olduğumuz stratejik bir adım” olarak nitelendirdi.
Trump, “Epstein’in adasına sık sık gitmişti, ama ben hiçbir zaman gitmedim” diyerek, adada gerçekleşen aktivitelerin kendisiyle bir ilgisi olmadığını vurguladı. Bu açıklama, Epstein’in adasındaki olası yasa dışı etkinliklerle ilgili spekülasyonları yeniden alevlendirdi.
Trump, “Biz dünyanın en büyük gemilerini inşa ediyoruz ve bana Jeffrey Epstein hakkında sorular soruyorlar. Bunun kapandığını sanıyordum” diyerek, konunun artık sadece bir skandal olmadığını, uluslararası politikada da bir güç mücadelesi olduğunu öne sürüyor. Uzmanlar, bu söylemlerin önümüzdeki seçim kampanyalarında Cumhuriyetçilerin “siyasi gölge” yaratma çabalarına karşı bir savunma stratejisi olarak kullanılabileceğini belirtiyor.