Trump, Beyaz Saray’da yaptığı basın toplantısında “Gazze’de bir ateşkes ancak İran’ın nükleer gücünün tamamen ortadan kaldırılmasından sonra gerçekleşebilir” dedi. Bu iddia, bölgedeki diplomatik çabaların İran’ın nükleer programına bağlı olduğunu ima ediyor.

Trump, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin, İran’ın nükleer tehdidi ortadan kalktığında barış sürecine aktif olarak katılacağını vurguladı. “Bu üç ülke, bölgedeki istikrarı sağlamak için kritik bir rol oynayacak” şeklinde konuştu.
Trump, “İran artık korkulan bir aktör değil” diyerek, ABD’nin önceki yıllarda yürüttüğü nükleer imha operasyonlarını övdü. Ancak aynı zamanda İran’ın yeniden nükleer faaliyetlere başlayabileceği ihtimaline karşı uyarıda bulundu ve gerekirse “bir kez daha” nükleer tesislerini yok edeceklerini belirtti.
Hamas’ın da barış sürecinde inovatif bir rol alabileceği ve “uluslararası iş birliği” içinde hareket ettiği ifade edildi. Trump, “59 ülke bu çabayı destekliyor, bu daha önce hiç olmamıştı” diyerek uluslararası koalisyonun büyüklüğüne dikkat çekti.
Uzmanlar, Trump’ın açıklamalarının bölgedeki diplomatik dengeyi **karmaşıklaştırabileceğini** ve İran’ın nükleer kapasitesine dair belirsizliklerin, Gazze’deki ateşkes çabalarını riske atabileceğini belirtiyor. Birçok gözlemci, ABD’nin İran’a yönelik sert tutumunun, Orta Doğu’da yeni bir güvenlik yarışına yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.