
Doğrudan 7 milyon çalışanı, dolaylı olarak ise bütün toplumu etkileyen asgari ücret tartışması, yarın yapılacak ikinci komisyon toplantısına odaklandı. İlk toplantıda Türk-İş’in masada olmaması, sürecin meşruiyeti hakkında soru işaretleri yaratırken, bakanın açıklamaları yeni bir gerilim ateşledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, gelişmeleri “tüm sendikalarla açık bir iletişim halindeyiz” diyerek değerlendirdi. Bakan, “sosyal diyalog gereği her türlü süreci işleyeceğiz” ve “sendikalarla görüşüp görüşlerini alacağım, mutlaka istişarede bulunacağız” ifadeleriyle sürecin şeffaf olacağını vurguladı.
Türk-İş Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, CNBC‑e yaptığı açıklamada bakanın “taraflarla görüşüyoruz” sözlerine sert bir şekilde karşı çıktı. Ağar, “İlk toplantı öncesi neden katılmadığımızın gerekçelerini sunduk. Biz masada yokuz. Bizimle kimse görüşmedi” diyerek bakanın iddiasını çürütmeye çalıştı.
Bu açıklamanın ardından Ağar, “Aynı noktada kalmaya devam ediyoruz; komisyon toplantılarına katılmayacağız” şeklinde kesin bir tutum sergiledi. Türk-İş, bu tutumunun devam edeceğini ve bakanın diyalog vaatlerini “sözde” olarak gördüğünü belirtti.
Ekonomi uzmanları, asgari ücretin belirlenmesinde geniş bir toplumsal mutabakatın önemine vurgu yaparak, “Sendikaların temsil edilmediği bir süreç, uzun vadede hem işveren hem de çalışanlar için risk oluşturur” dedi. Kamuoyu araştırmaları ise, asgari ücretin artırılması yönündeki beklentinin yüksek olduğunu gösteriyor; ancak sürecin “şeffaf ve kapsayıcı” olmaması, güven kaybına yol açıyor.
İkinci toplantının sonuçları, asgari ücretin ne kadar artırılacağı ve yeni sosyal hakların ne ölçüde ekleneceği konusunda kritik bir belirleyici olacak. Eğer Türk-İş gibi büyük sendikalar sürece katılmazsa, bakanın “açık iletişim” iddiası eleştirilerin odağında kalabilir ve toplumsal gerilim artabilir. Diğer yandan, hükümetin alternatif diyalog kanalları açması ve görüşmelerin yeniden yapılandırılması, sürecin istikrar kazanmasına yardımcı olabilir.