Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Yüksek katma değerli üretimi önceleyen sanayi politikalarımızın katkısıyla dış ticaret yapımızı daha rekabetçi hale getirerek mal ve hizmet ihracatımızı artırmayı, verimlilik artışlarını odağına alan bir büyüme modeliyle vatandaşımızın refahını kalıcı olarak yükseltmeyi hedefliyoruz” diyerek yeni ekonomik vizyonu vurguladı.
Yılmaz, Türkiye’nin mevcut ihracat yapısının daha çok düşük katma değerli ürünler üzerine kurulu olduğunu ve bu yapıdan çıkmak için Ar-Ge‑yoğun, teknoloji‑temelli sektörlerde yatırımların artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle otomotiv, savunma, yenilenebilir enerji ve yüksek teknoloji bilişim alanlarında ihracatın %30‑40 oranında artırılması planlandığını sözlerine ekledi.

TCMB’nin ekim ayı ödemeler dengesi verileri ışığında Yılmaz, “Sürdürülebilir cari açık patikasındaki ilerleyişimiz sayesinde makro‑finansal istikrarımız, rezerv birikimi ve güçlü ekonomik görünüm ile güçlenmeye devam ediyor” açıklamasını yaptı. Ekim ayında yıllıklandırılmış cari açık 22 milyar dolar seviyesine gerilemişken, ihracatın ve hizmet gelirlerinin artışı bu dengeyi destekliyor.
Enflasyonun düşüş trendi, TL’ye duyulan güveni pekiştirirken, artan rezervler ve iyileşen risk primi (CDS) sayesinde dış finansal maliyetler de gerilemekte. Yılmaz, “Bu olumlu tablo, yatırımcıların Türkiye’ye yönelmesi için kritik bir sinyal” ifadesini kullandı.
“Doğrudan yatırımların hızlanmasını amaçlıyoruz” diyerek Yılmaz, önümüzdeki dönemde iş yapma kolaylığını artıracak yasal düzenlemeler ve yapısal reformların hayata geçirileceğini duyurdu. Yeni yatırım teşvik paketi kapsamında vergi indirimleri, arazi tahsis prosedürlerinin sadeleştirilmesi ve bürokratik engellerin ortadan kaldırılması öngörülüyor.
Bu çerçevede, yabancı sermayenin özellikle yüksek teknoloji üretim tesislerine yönlendirilmesi, istihdam yaratma ve katma değer artışı hedefleniyor. Yatırımcı güven endeksinin 2025 yılı sonunda %15 artması ve yeni doğrudan yabancı yatırımların yıllık %20 büyümesi bekleniyor.
Yılmaz, “Verimlilik odaklı büyüme modeli, vatandaşımızın refahını kalıcı olarak yükseltecek” diyerek uzun vadeli hedefi vurguladı. Bu vizyon, hem dış ticaret fazlasını sürdürülebilir kılacak hem de dış yatırımların ülke ekonomisine entegrasyonunu derinleştirecek.
Ekonomistler, açıklanan politikaların uygulanması halinde Türkiye’nin 2026 yılında ihracatını %25, doğrudan yabancı yatırımlarını ise %30 oranında artırabileceğini tahmin ediyor. Bu da ülkenin GSYİH’sına olumlu yansıyacak ve işsizlik oranının iki basamak puan düşürülmesine katkı sağlayacak.