
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada “Sanayi üretiminde katma değerimiz 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldi. Dünyada 21’inci sıradan 14’üncü sıraya çıktık; gerimizde olan hiçbir ülke önümüze geçebilmiş değil.” ifadelerini kullandı.
Bu artış, Türkiye’nin kârlı üretim ve yüksek katma değerli ürünlere yöneliminin bir göstergesi olarak değerlendirilirken, küresel ekonomi içinde Batı‑doğu kaymasına paralel olarak sanayi ve teknoloji kapasitesinin stratejik bir değer kazandığını ortaya koyuyor.
Otomotiv sektöründe 2023 yılı 41,5 milyar dolar ihracatla yeni bir rekor kırdı. Üretim kapasitesi 357 bin adetten 1,4 milyon adede çıkarken, TOGG gibi yerli markaların 80 bin araç üretimi ve 36 bin 700 şarj noktası altyapısı, elektrikli araç pazarındaki liderliğin altını çizmektedir.
Üretim hattındaki dijitalleşme, sürücüsüz ve bağlantılı araç teknolojileriyle desteklenerek, Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük otomotiv üreticilerinden biri konumuna taşımaktadır.
Savunma sanayi ihracatı 23 yılda 248 milyon dolardan 8,4 milyar dolara sıçradı; bu yıl %30 artış kaydedildi. “Yerli ürünlerimizin payı yüzde 20’den yüzde 80’in üzerine çıktı” diyen Kacır, 100 bin çalışan, 3 500 şirket ve çok sayıda araştırma kurumunun oluşturduğu ekosistemin güçlü bir savunma sanayi ağı sunduğunu vurguladı.
Kimya, biyoteknoloji ve medikal cihaz üretimindeki yerli katkılar da bu yükselişi destekleyerek, yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracattaki payını %43’e çıkarmıştır.
Milli teknoloji hamlesi kapsamında yapay zeka ve dijital altyapı yatırımları hız kazanıyor. TÜBİTAK’ın süper bilgisayarı ARF’in işlem gücü üç katına çıkarıldı; Türkçe Yapay Zeka Büyük Dil Temel Modeli ise kamu ve özel sektörde geniş kullanım alanı buluyor.
10 milyar doların üzerindeki yatırımlarla veri merkezi bölgeleri kurulacak, hidrojen, alternatif enerji ve karbon yakalama projeleriyle yeşil dönüşüm hedefi pekiştirilecek.
Bu kapsamda organize sanayi bölgeleri (OSB) sayısı 191’den 371’e, fabrikalar 11 bin’den 60 bin’e, istihdam ise 415 bin’den 2,7 milyona yükseltildi. Türkiye, yalnızca üretim miktarıyla değil, yaratıcılık ve inovasyon kapasitesiyle de küresel rekabette ön sıralara yerleşiyor.
Sanayi üretim endeksindeki %26,5’lik yıllık artış, Almanya (%11,5), İtalya (%5,5) ve Fransa (%3) gibi büyük ekonomilerin gerisinde kalması, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme ve teknolojik özerklik yolunda ne kadar hızlı ilerlediğinin bir göstergesi.
Ekonomik büyümenin %6,5 yıllık artışı, AR‑GE harcamalarının 20 milyar doları aşması ve bilimsel yayınların sayısının 9 bin’den 52 bin’e çıkması, ülkenin “bilim ve teknoloji odaklı bir kalkınma modeli” inşa ettiğinin kanıtı niteliğinde.
Bu dinamik gelişmeler, Türkiye’nin sadece bir üretim üssü değil, aynı zamanda inovasyon ve ileri teknoloji merkezine dönüşme yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır.