“Sanayi üretiminde katma değerimiz 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldi.” Bu açıklama, Türkiye’nin ekonomik stratejisinin en kritik kilometre taşlarından birini işaret ediyor. Kacır, bu büyümenin sadece sayısal bir artış olmadığını, aynı zamanda üretim zincirindeki yüksek katma değerli segmentlerin genişlemesiyle gerçekleştiğini vurguladı.

Katma değerin bu denli artması, çelik, demir, güneş paneli, tekstil ve ileri teknoloji ürünlerinde Türkiye’nin küresel pazarlarda rekabet gücünü artırdığını gösteriyor. Bakan, “Dünyada 21’inci sıradan 14’e çıktık; gerimizde kimse yok” diyerek Türkiye’nin konumunu net bir dille ortaya koydu.
Otomotiv sektöründe 41,5 milyar dolarlık ihracat rekoru kırıldı. 23 yılda yıllık otomobil üretimi 357 bin adetten 1,4 milyon adede yükseltilirken, elektrikli, sürücüsüz ve bağlantılı araç teknolojileri de büyük bir ivme kazandı. Kacır, “Türkiye, TOGG ve yerli elektrikli araç üretiminde liderliğini pekiştirdi” şeklinde konuştu. Bu gelişmeler, ülkenin otomotiv ihracatını sadece nicel olarak değil, aynı zamanda kalite açısından da güçlendirdi.
Savunma sanayi ihracatı 8,4 milyar dolara yükselirken, toplam ihracat 270,6 milyar dolara ulaştı. İnsansız hava araçları, yüksek teknoloji silah sistemleri ve biyoteknolojik ilaçlar gibi alanlarda Türkiye, dünyanın bir numarası olma iddiasını sürdürüyor. Bakan Kacır, “Savunma sanayisinde %80’in üzerindeki yerli ürün payı, ekosistemimizde 100 bin çalışan ve 3,5 bin şirketle mümkün oldu” diyerek bu başarının arkasındaki altyapıyı anlattı.
Gelecek vizyonunda hidrojen, yenilenebilir enerji ve karbon yakalama teknolojileri ön planda. Kacır, “Yeşil dönüşüm hedefiyle 10 milyar dolarlık yatırımlarımızı enerji altyapısı ve veri merkezleri üzerine yoğunlaştıracağız” ifadesini kullandı. Bu adım, Türkiye’nin dijital ve sürdürülebilir ekonomi hedeflerine paralel bir stratejiye işaret ediyor.
Türkiye, yapay zeka alanında da iddialı. TÜBİTAK’ın ARF süper bilgisayarının hesaplama gücü üç katına çıkarıldı, yerli yapay zeka büyük dil modeli ise kamu ve özel sektörde kullanılmaya başlandı. “Etik değerler ve adalet gözetilerek yapay zekanın sunduğu fırsatlar değerlendirilecek” diyerek Kacır, teknolojik gelişmelerin sorumlu bir çerçevede ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) sayısı 191’den 371’e, fabrika sayısı 11 bin’den 60 bin’e çıkarıldı. İstihdam 415 bin’den 2,7 milyona yükseldi. Bu rakamlar, katma değer odaklı bir sanayi politikasıyla istihdamın da paralel olarak arttığını gösteriyor.
Türkiye’nin sanayi katma değerindeki çifte rakamda artış, ihracat rekorları ve teknoloji odaklı yatırımlar, ülkenin kalkınma yol haritasının sağlam temellere oturduğunu kanıtlıyor. Bakan Kacır’ın vurguladığı gibi, bu başarıların arkasında stratejik planlama, devlet desteği ve özel sektörün dinamizmi bulunuyor. Gelecek yıllarda da bu ivmenin sürdürülebilir büyüme, istihdam ve teknoloji transferi açısından kritik bir rol oynaması bekleniyor.