
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’nın son verilerine göre, bu yıl yalnızca 152 bin 331 düzensiz göçmen ve 10 bin 883 göçmen kaçakçısı tespit edildi. Bu rakamlar, Türkiye’nin bölgesel göçmen rotasındaki kritik konumunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Yakalananların ilk on uyruk sıralaması şu şekildedir:
Afganistan – 42 bin 202
Suriye – 21 bin 117
Özbekistan – 13 bin 030
Türkmenistan – 10 bin 467
İran – 8 bin 893
Fas – 7 bin 594
Irak – 6 bin 666
Mısır – 4 bin 985
Sudan – 3 bin 114
Yemen – 2 bin 782
Diğer uyruklardan ise 31 bin 481 kişi tespit edildi. Bu dağılım, bölgesel çatışmalar ve ekonomik sıkıntıların göçmen akışını nasıl şekillendirdiğini açıkça gösteriyor.
2014 yılında 58 bin 647 kişi yakalanan düzensiz göçmen sayısı, sonraki yıllarda çarpıcı bir artış gösterdi:
2015 – 146 bin 485
2018 – 268 bin 003
2019 – 454 bin 662
2020 – 122 bin 302 (pandemi etkisi)
2022 – 285 bin 027
2023 – 254 bin 008
2024 – 22 bin 831 (ilk çeyrek)
Bu dalgalanmalar, hem bölgesel krizlerin yoğunluğunu hem de Türkiye’nin sınır kontrol mekanizmalarındaki iyileştirmeleri yansıtıyor.
Göçmen kaçakçısı sayısı da aynı eğilimleri izledi. 2014’te sadece 1 506 kişi yakalanırken, 2024 yılına kadar bu rakam 13 bin 601 e yükseldi. Kaçakçılık, maddi menfaat peşinde koşan örgütlerin yanı sıra, güvenlik tehditlerini de beraberinde getiriyor.
Özellikle 2023‑2024 yıllarında artış, sınır kapılarında ve geçiş noktalarında yeni denetim teknolojilerinin devreye alınmasıyla yakından ilişkilendiriliyor.
Türkiye, coğrafi konumu ve kapsamlı göçmen politikaları sayesinde hem göçmen akışının bir geçiş noktası hem de göçmen kaçakçılığıyla mücadelede bir öncü ülke konumunda. Ancak sayıların sürekli artması, uzun vadeli entegrasyon, insan hakları ve sınır güvenliği politikalarının daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Uzmanlar, göçmen akışının sadece sayısal bir problem olmadığını, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve politik bir meydan okuma olduğunu vurguluyor.