Türkiye’de İklim Eylemi Farkındalık Konferansı: COP30 Sonrası Kritik Adımlar

Türkiye’de İklim Eylemi Farkındalık Konferansı: COP30 Sonrası Kritik Adımlar
Yayınlama: 12.12.2025
3
A+
A-

COP30 sonrası düzenlenen konferansta iklim eylemi ve ulusal politikalar değerlendirildi.

AB Ortaklığı Projesi Kapsamında Gerçekleşen Etkinlik

Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye yürütücüsü ve İklim Değişikliği Başkanlığının nihai faydalanıcısı olduğu “Türkiye’de Yerel İklim Eylemi İçin AB Ortaklığı Projesi” kapsamında “COP30’un Ardından Türkiye’de İklim Eylemi Farkındalık Artırma Konferansı” düzenlendi.

Konferans, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından Şişli’deki bir otelde organize edildi ve 30. Taraflar Konferansı (COP30) sonrası iklim eylemine yönelik farkındalık artırmayı, küresel müzakerelerin ulusal politikalara etkilerini tartışmayı amaçladı.

Açılış Konuşması ve Küresel İklim Gündemi

Konferansın açılışında konuşan İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak, COP30’un ardından küresel iklim gündeminde öne çıkan gelişmeleri bütüncül bir bakışla değerlendirmek üzere bir araya geldiklerini belirtti. Solak, “İklim değişikliği artık günlük hayatın somut bir parçası” diyerek aşırı sıcaklıklar, uzun süren kuraklık, ani ve şiddetli yağışlar, su stresi, orman yangınları ve afet risklerinin artışını vurguladı.

Solak, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 2024 yılını tarihinin en sıcak yılı olarak kaydettiğini ve küresel ortalama sıcaklık artışının tarihsel eşiğe tehlikeli biçimde yaklaştığını hatırlattı. 1,55°C lik artışın sadece sıcaklıkta değil, tüm iklim parametrelerinde yeni rekorların kırılmasına yol açtığını sözlerine ekledi.

COP30’da Alınan Kararlar ve Türkiye’ye Yansımaları

Solak, COP30’da iklim finansmanı, uyum, adil dönüşüm, cinsiyet ve ticaretle bağlantılı önlemlerin yoğun müzakere edildiğini ve bu tartışmaların gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları, finansmana erişim, uygulama kapasitesi ve sosyal boyutun daha güçlü ele alınması gerektiğini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Konferansta, ulusal katkı beyanlarının uygulanmasının hızlandırılması ve adil dönüşüm mekanizmasının kurulması gibi başlıkların kritik olduğu vurgulandı. Solak, 60’dan fazla gösterge içeren yeni bir çerçevenin kabul edildiğini, bu göstergelerin finansman, teknoloji transferi, kapasite geliştirme ve toplumsal kırılganlıklar gibi alanları kapsadığını belirtti.

Ancak, bu göstergelerin ulusal raporlama sistemlerine entegrasyonu konusunda belirsizliklerin hâlâ devam ettiğini, 2027 ve 2. Küresel Durum Değerlendirmesi sürecinde yeniden ele alınmasının gerektiğini de sözlerine ekledi.

Adil Dönüşüm ve Cinsiyet Eylem Planı

Solak, adil dönüşüm mekanizmasının teknik işbirliği, kapasite geliştirme ve politika paylaşımı açısından önemli bir başlangıç olduğunu ve aynı zamanda cinsiyet eylem planının kabulünün iklim politikalarının sosyal boyutunu güçlendiren somut bir çıktı olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin COP31’e Hazırlıkları

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 için Solak, COP30’da başlatılan süreçlerin somut sonuçlara dönüştürülmesinin kritik bir eşik olacağını belirtti. COP31’in, uyum göstergelerinin ulusal koşullara uyarlanması, iklim finansmanının şeffaf ve öngörülebilir bir zemine oturtulması, adil dönüşümün toplumsal kırılgan grupları gözeten uygulamalarla sahaya yansıması açısından belirleyici bir dönüm noktası olacağını söyledi.

Türkiye’nin sadece bir organizasyon kapasitesi göstergesi değil, iklim diplomasisinde çözüm üreten, köklü bağlar kuran ve uzlaşmayı teşvik eden bir ülke profili kazanacağını deklare etti. Bu bağlamda, teknik ve diplomatik hazırlıkların yanı sıra toplumun tüm kesimlerine yayılan kalıcı bir farkındalık zemini oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Katılımcılar ve Panel Çeşitliliği

Programda UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, AB Türkiye Delegasyonu Mali İş Birliği Bölüm Başkanı Maria Luza Wyganowski ve çeşitli büyükelçiler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve akademisyenler yer aldı. Konferans, “Türkiye’nin COP30 Yolculuğu ve Ulusal İklim Gündemi”, “Yeşil Dönüşümün Finansmanı – Ulusal ve Uluslararası Kuruluşların COP30 Sonrası Yaklaşımları” ve “Toplum için İklim Eylemi – Sivil Toplumun ve Uluslararası Kuruluşların Rolü” başlıklı panellerle gün boyunca sürdü.

Gelecek Vizyonu ve Yerel Eylem Planları

Konferans sonunda, yerel yönetimlerin, belediyelerin ve toplulukların iklim eylemi planlarını entegre etmeleri için bir yol haritası oluşturulması kararlaştırıldı. AB ortaklığı çerçevesinde sağlanan fonların %40’ının yenilenebilir enerji projelerine, %30’unun su yönetimi ve afet risk azaltma programlarına, geri kalanının ise toplumsal farkındalık ve eğitim programlarına yönlendirilmesi önerildi.

Uzmanlar, bu finansal dağılımın kentsel ısı adaları ile mücadele, iklim dostu altyapı yatırımları ve yeşil iş fırsatları yaratma açısından büyük potansiyel taşıdığını belirttiler.

Son olarak, konferans katılımcıları, iklim eyleminin sadece ulusal politikalarla sınırlı kalmayıp, bireysel davranışların, özel sektör inisiyatiflerinin ve akademik araştırmaların da entegrasyonuyle sürdürülebilir bir dönüşümün mümkün olacağını kabul etti.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.