
Satın Alma Gücü Paritesi, standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranlarını karşılaştırarak ülkeler arası fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldıran bir ölçüttür. Bu sayede gerçek fiyat ve hacim karşılaştırmaları yapılabilmektedir.

TÜİK, 2024 yılına ilişkin “Satın Alma Gücü Paritesi” bülteninde, Türkiye’nin kişi başına GSYİH endeks değerinin 72 olduğunu duyurdu. Avrupa Birliği (Eurostat) verilerine göre, 27 AB ülkesi ortalaması 100 iken Türkiye bu ortalamanın oldukça altında kalıyor.
Karşılaştırma kapsamında 27 AB üyesi, 3 Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ülkesi (İsviçre, İzlanda, Norveç) ve 6 aday ülke (Türkiye, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek) yer alıyor. Toplam 36 ülke arasında, GSYİH endeksi en yüksek 245 puanla Lüksemburg, en düşük 35 puanla Bosna-Hersek olarak kaydedildi. Türkiye’nin 72 puanı, AB ortalamasının %28 altında bir performansı işaret ediyor.
Kişi başına fiili bireysel tüketim endeksi de aynı ölçekte değerlendirilmiştir. 27 AB ülkesi ortalaması 100 iken, Türkiye için bu değer 71 olarak belirlendi; yani AB ortalamasının %29 altında. En yüksek tüketim endeksi 146 puanla yine Lüksemburg, en düşük ise 42 puanla Bosna-Hersek’te görülmüştür.
Fiyat Düzeyi Endeksi, bir ülkenin ulusal para biriminin döviz kuru üzerinden alım gücünü ölçer. 100’ün üzerindeki değerler “pahalı”, altındaki değerler “ucuz” olarak sınıflandırılır. Türkiye’nin bu endeksi 2024 yılında 51 puan olarak kaydedildi. Bu, aynı mal ve hizmet sepetinin AB ülkelerinde 100 avro karşılığı iken, Türkiye’de sadece 51 avro karşılığı Türk lirası ile alınabildiği anlamına gelmektedir.
GSYİH, bireysel tüketim ve fiyat düzeyi endekslerindeki gerileme, Türkiye’nin ekonomik büyüme ve refah seviyesinin AB ortalamalarıyla kıyaslandığında hâlâ geride olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu farkların daraltılması için yapısal reformlar, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve enflasyonun kontrol altına alınması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, dış ticaret dengesi, teknoloji yatırımları ve eğitim kalitesinin artırılması da uzun vadeli büyüme için kritik faktörler arasında yer alıyor.
2025 ve sonrası için öngörüler, Türkiye’nin GSYİH endeksinin kademeli bir iyileşme gösterebileceğini, ancak AB ortalamasına ulaşmasının zaman alacağını öngörüyor. Bu süreçte, İstihdam yaratma, dış yatırım çekme ve dijital dönüşüm gibi politika önceliklerinin belirleyici olması bekleniyor.