Türkiye’nin Dış Politikasında Zirveler Yılı 2026

Türkiye’nin Dış Politikasında Zirveler Yılı 2026
Yayınlama: 29.12.2025
2
A+
A-

2026, Türkiye’nin dış politikasını yeniden şekillendirecek “zirveler yılı” olarak tanımlanıyor; Suriye, Gazze ve Rusya‑Ukrayna gibi kritik bölgelerde aktif rol almayı, NATO ve COP31 gibi büyük organizasyonları düzenlemeyi ve Ermenistan ile sembolik bir sınır kapısını açmayı hedefliyor.

Zirveler Yılı 2026’ya Genel Bakış

ABD’de Trump yönetiminin ikinci dönemine başlaması, küresel diplomasinin yeniden hareketlenmesine yol açtı. Bu süreçte Türkiye, yakın coğrafyasındaki çatışmalara daha fazla odaklanarak 2025 yılında dış politikada oldukça aktif bir yıl geçirdi. Bu hareketliliğin, Türkiye tarafından “zirveler yılı” olarak tanımlanan 2026 boyunca artarak sürmesi öngörülüyor.

7-8 Temmuz’da ANkara’da NATO Zirvesi, 9-20 Kasım’da ise Antalya’da COP31 İklim Zirvesi gerçekleşecek. Bu iki büyük etkinlik, Türkiye’nin uluslararası sahnedeki diplomatik görünürlüğünü ve etkisini daha da artırma stratejisinin temel taşlarını oluşturuyor.

Suriye ve YPG/SDG Müzakereleri

2026’nın en kritik gündem maddelerinden biri Suriye olacak. 8 Aralık 2025’te Baas rejiminin 61 yıllık yönetiminin sona ermesinin birinci yılını kutlayan Şam, yeni bir yönetim ve yeniden imar sürecine girecek. Türkiye, bu süreçte YPG/SDG entegrasyon müzakerelerinin seyrini yakından izliyor.

10 Mart 2025’te imzalanan 8 maddelik mutabakat muhtırası, SDG’nin yaklaşık 50 bin kişilik silahlı gücünün yeni kurulacak Suriye ordusuna entegrasyonunu öngörüyordu. Ancak entegrasyon detayları üzerinde uzlaşamama, sürecin gecikmesine ve Türkiye’nin bu konudaki memnuniyetsizliğine yol açtı. Ankara, YPG/SDG’yi terör örgütü olarak nitelendirmeye devam ediyor ve mutabakatın tam olarak uygulanması gerektiğini vurguluyor.

2026’da, Türkiye Dışişleri, Savunma Bakanlıkları ve MİT’in ortak çabalarıyla entegrasyon süreci yeniden gündeme alınacak.

Gazze ve Uluslararası İstikrar Gücü

Türkiye‑İsrail ilişkileri, özellikle Gazze çatışmasıyla yeniden gerildi. 2025’te İsrail’in Suriye’de yeni yönetimi hedef alan saldırıları, bölgedeki istikrarı tehdit ederken Türkiye bu eylemleri “İsrail yayılmacılığı” olarak nitelendirdi.

Türkiye, Uluslararası İstikrar Gücü (UİG)‘ne katılımını teklif etti ancak İsrail bu katılımı açıkça veto etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze’de sivillerin yaşam koşullarının normalleşmesi ve güvenliğinin sağlanmasının öncelik olduğunu belirtti; bu çabanın hangi ülke tarafından yürütüleceği ikincil önemde.

2026’nın ilk aylarında, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi ve UİG’nin oluşturulması için yeni müzakerelerin yoğunlaşması bekleniyor. Bu süreçte ABD’nin arabuluculuğu ve çok taraflı diplomasi kritik rol oynayacak.

Rusya‑Ukrayna Çatışması ve Karadeniz Güvenliği

Rusya’nın işgaliyle başlayan Ukrayna savaşı, dördüncü yılına yaklaşırken Türkiye’nin dış politika ve güvenlik gündeminin en üst sıralarında yer almaya devam ediyor. 2025’te Türkiye, Rusya ve Ukrayna delegasyonları arasındaki üç doğrudan görüşmeye ev sahipliği yaparak barış masasına katkı sağladı.

Ancak Karadeniz’de deniz güvenliği giderek tehdit altına girdi. 2025’in son aylarında Rus ve Ukrayna gemilerine yönelik saldırılar, Türk ticaret gemilerini hedef alması ve Türk hava sahasına giren insansız hava araçları (İHA) Türkiye’yi alarma geçirdi. Ankara, iki tarafı birden uyardı ve bölgedeki deniz ve hava güvenliğinin sağlanması için uluslararası işbirliğine çağrı yaptı.

Ermenistan ile Normalleşme ve Sınır Kapısı Açılması

2026’nın belki de en sembolik adımı, Ermenistan ile sınır kapısının açılması olacak. 2022’de iki tarafın imzaladığı anlaşma çerçevesinde Alican/Margara Sınır Kapısı, üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için açılabilir hâle getirilecek. Bu adım, 1993’ten beri kapalı olan sınırın yeniden açılması anlamına geliyor ve bölgedeki tarihi gerginlikleri hafifletebilir.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme, bu sürecin 2026’nın ilk aylarında somut adımlara dönüşebileceğine işaret ediyor.

NATO ve COP31 Zirveleri

7‑8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi, Türkiye’nin güçlü bir müttefik konumunu pekiştirmesine ve bölgesel güvenlik mimarisine katkı sağlamasına olanak tanıyacak. Aynı zamanda 9‑20 Kasım’da Antalya’da gerçekleşecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye’nin iklim diplomasi alanındaki rolünü vurgulayacak ve enerji geçişi konusundaki stratejik planlarını uluslararası arenada sergileyecek.

ABD‑Türkiye İkili İlişkileri ve Savunma Sanayi

Trump yönetiminin ikinci döneminde Türk‑Amerikan ilişkileri yeni bir ivme kazandı. 2025’te savunma sanayi işbirliği öne çıktı; ancak CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye’nin F‑35 programına dönüşü hâlâ belirsizliğini koruyor. ABD Büyükelçisi Tom Barrack, Rus S‑400 sistemleri sorununu çözmek için bir “formül” geliştirme sözü verdi.

2026’da bu konu, iki ülke arasındaki en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek. Ayrıca, Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında Ankara’ya yapacağı ziyarette, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ikili ilişkilerin kapsamlı bir değerlendirmesi yapılması bekleniyor.

Avrupa Güvenlik Mimarisinde Türkiye’nin Rolü

AB ve NATO’nun güvenlik politikaları, Rusya tehdidinin artmasıyla yeniden şekilleniyor. Almanya, Belçika ve Baltık ülkeleri, NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip Türkiye’nin yeni bir Avrupa güvenlik mimarisinde yer almasını zorunlu görüyor. Ancak Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin itirazları, Türkiye’nin AB savunma projelerine katılımını 2025’te engelledi.

Bu durum, Türkiye’nin ikili savunma anlaşmalarına yönelmesine ve Eurofighter gibi projelerle kendi savunma kapasitesini artırma çabalarına yol açtı. 2025’te Almanya’nın yeşil ışık yakmasıyla Eurofighter anlaşması tamamlandı; bu gelişme, Türkiye’nin Avrupa güvenlik sistemine entegrasyonunu hızlandırabilir.

Kıbrıs Sorunu ve AB Dönemi Başkanlığı

2025’te Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılan seçimlerde Tufan Erhürman’ın kazanması, iki devletli çözüm dışındaki alternatif senaryoların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2026 sonunda görev süresi dolmadan bu soruna ilerleme sağlamak istediğini belirtti. AB Dönem Başkanlığı görevine başlayan Kıbrıs Cumhuriyeti, Brüksel’in daha aktif bir rol almasını tetikledi.

Türkiye, resmi tutumunu koruyarak iki devletli çözüm çerçevesinde ilerlemeyi sürdürüyor.

Ermenistan‑Azerbaycan Barış Süreci ve Türkiye’nin Arabuluculuğu

2025’te Ermenistan‑Azerbaycan barış sürecinde kaydedilen ilerlemeler, Türkiye‑Ermenistan normalleşme sürecine de olumlu yansımalar sağladı. 20 Haziran 2025’te İstanbul’da yapılan liderler görüşmesi, 2026’nın ilk aylarında sınır kapısı açılışının somut adımlara dönüşebileceğine işaret ediyor.

Bu sembolik adım, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri iyileştirmekle kalmayıp, bölgesel güvenliğin de pekişmesine katkı sunabilir.

Bu kapsamda, Türkiye’nin 2026 dış politika takvimi, çok yönlü diplomasi, güçlü savunma işbirlikleri ve stratejik bölgesel rol üzerine inşa ediliyor. Zirveler yılı, ülkenin uluslararası arenadaki etkinliğini ve karar alma kapasitesini artırma hedefinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.