Timuçin Özat, 22 yıldır kendi geliştirdiği coğrafi bilgi sistemleri ve matematiksel modelleme teknikleriyle deprem tahmini üzerine çalışıyor. “Depremi yüzde 100 bilmek mümkün değil, ancak belirli bölgelerde sismik boşlukların disiplinli takibiyle yüzde 60‑90 arasında bir tahmin yapılabilir” diyerek tahminlerinin sınırlarını açıkça ifade ediyor.
Özat’ın araştırma serüveni, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde kaybettiği kız arkadaşının anısına başlamış. O günden bu yana, depremlerin neden önceden tespit edilemediğini sorgulamış ve 2003’teki Bingöl depremi sonrası çalışmalarını hızlandırmış. Şu anda 40 yaşında bir Jeoloji Bölümü öğrencisi olmasına rağmen, uluslararası literatürde de referans gösterilen “Bilimsel parametreler ve matematiksel modeller” geliştirdiğini iddia ediyor.
Özat, Afrika levhasının Anadolu’nun altına dalması sonucu oluşan sismik boşlukta 722 yıllık bir gerilme biriktiğini savunuyor. Bu gerilmenin 2026‑2029 yılları arasında Girit Adası’nın güney hattında 8,1‑8,2 büyüklüğünde, Mercalli skalasında 9‑10 şiddetinde bir deprem oluşturabileceğini belirtiyor.
Bu büyük depremin ardından Akdeniz genelinde tsunami riski ortaya çıkacak. Özat, dalgaların 15‑25 dakika içinde Türkiye kıyılarına ulaşabileceğini, dalga boyunun 2‑8 metre, içeri nüfuzunun ise düz alanlarda 1‑2 kilometre olabileceğini tahmin ediyor.

Özat, tsunami dalgalarının özellikle Muğla, Aydın, Antalya ve İzmir kıyılarını vuracağını belirtiyor. Detaylı liste şu şekildedir:
Muğla: Datça, Fethiye, Marmaris, Milas, Bodrum, Ula, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Seydikemer
Aydın: Kuşadası, Didim, Söke
Antalya: Finike, Kaş, Alanya (doğu kıyıları)
İzmir: Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme
Bu bölgelerde dalgalar 2‑8 metre arasında bir yüksekliğe ulaşabilir ve kıyı şeridinde ciddi su duvarları oluşturabilir. “Tsunamiler fırtına dalgalarından farklı olarak dolanma davranışı gösterir; koy ve körfezlerde su seviyesi aniden yükselir” diye açıklama yaptı.
Girit’ten kaynaklanan tsunami, sadece Türkiye’yi değil, Kıbrıs, Libya, Mısır, Tunus, İtalya, Arnavutluk ve Doğu Akdeniz kıyılarını da etkileyebilir. Bu ülkeler, dalgaların 15‑25 dakika içinde kıyılarına ulaşması nedeniyle acil uyarı ve tahliye planlarına ihtiyaç duyuyor.
Özat’ın iddiaları, uluslararası sismoloji camiasında hem ilgi hem de eleştiri topladı. Bazı uzmanlar, “Afrika levhasının bu kadar büyük bir gerilme biriktirmesi olağan dışı ve henüz yeterince kanıtlanmamış bir durum” diyerek temkinli yaklaşırken, diğerleri “Girit bölgesi tarih boyunca birkaç büyük deprem ve tsunami yaşamış, bu da Özat’ın uyarılarını göz ardı etmemek gerektiğini gösteriyor” şeklinde destek verdi.
Özat, Akdeniz’in Pasifik Okyanusu’ndan sonra tsunami sıklığı bakımından ikinci sırada olduğunu vurguluyor ve “Tsunami tatbikatlarının kapsamlı bir şekilde, özellikle Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde düzenlenmesi şart” diyor. Son 2.500 yılda Akdeniz’de 92 tsunami kaydı bulunduğu bilgisi, bu çağrının önemini artırıyor.
Türkiye’nin sahil belediyeleri, AFAD ve uluslararası sismoloji kurumları, bu uyarıları dikkate alarak erken uyarı sistemleri, kaçış yolları ve kamu bilgilendirme kampanyaları geliştirmeli.