
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 16’ncı Büyükelçiler Konferansı’nın istişare toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren bir dış politika aktörü olduğunu belirtti. Bu söylem, ülkenin bölgesel ve küresel arenadaki stratejik konumuna yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor.

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan ile birlikte, ülkemizi görev yaptıkları her coğrafyada başarıyla temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik.” diyerek, diplomatik temsilcilerin önemine değindi. Konuşmanın devamında, uluslararası sistemin derin bir dönüşümden geçtiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, Türkiye‑eksenli, çok katmanlı, bağımsız ve ilkeli dış politika vizyonunun küresel barış, istikrar ve adalet için taşıdığı önemi vurguladı.
Türkiye’nin coğrafi menzili Kıbrıs’tan Gazze’ye, Suriye’den Ukrayna’ya, Türk dünyasından Afrika’ya kadar uzanıyor. Yılmaz, bu geniş çerçevede hak, hukuk, insani sorumluluk ve milli menfaatler temelinde kararlı bir duruş sergilediklerini belirtti.
Konuşmada, çok yönlü diplomasi kavramına sıkça atıfta bulunuldu. Yılmaz, “Türkiye bugün; krizleri izleyen değil, süreçleri şekillendiren, diplomasiyi sahaya yansıtan, insani duruş ve stratejik akılla düzen kurucu bir aktör konumundadır” diyerek, ülkenin küresel vicdanın sesi olma hedefini tekrar etti.
Bu çerçevede, büyükelçilerin görev yaptığı bölgelerde yürütülen etkinlikler, insani yardım operasyonları ve ekonomik işbirlikleri de vurgulandı. Yılmaz, bu çabaların Türkiye’nin uluslararası alanda güvenilir bir ortak olarak konumlanmasını sağlayacağını ifade etti.
Yılmaz, 16’ncı Büyükelçiler Konferansı İstişare Toplantısı’nı başarıyla düzenleyen Dışişleri Bakanlığı’nı tebrik ederek, büyükelçilere görevlerinde başarılar diledi. Bu açıklama, Türkiye’nin dış politikasının aktif, proaktif ve çok katmanlı bir yaklaşım benimsediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Önümüzdeki dönemde, bu vizyonun somut adımlarla hayata geçirilmesi, bölgesel istikrar ve küresel barış açısından kritik bir rol oynayacaktır.