6 Eylül 2022 gecesi, Texas’ın McLennan kasabasında 45 yaşındaki Angie Melissa Moore, evine birinin pencereden girmeye çalıştığını fark ederek 911’i aradı. Moore’un çığlığı, acil durum operatörlerine anında müdahale talimatı verdi.
Polis ekipleri kısa sürede adrese ulaşırken, Moore’u tamamen çıplak, ağır yaralı ve kan içinde buldu. Vücudu üzerindeki derin yaralar ve kan kaybı, saldırının şiddetini açıkça ortaya koydu. Görgü tanıkları, saldırganın pencereden içeri girdiğini ve Moore’u başından vurarak öldürdüğünü iddia etti.
Olay yerinden kaçmaya çalışan 54 yaşındaki Cynthia Ming, polis tarafından kısa sürede yakalandı. Kaçış anında şok cihazı (taser) ile etkisiz hâle getirildi ve gözaltına alındı. Ming’in tutuklanma anındaki davranışları, polis raporlarında “ani ve kontrolsüz” olarak tanımlandı.
Ming, sorgu sırasında cinayeti Moore’un köpeğini öldürmesinden duyduğu öfkeyle işlediğini iddia etti. Ancak soruşturma raporları, saldırı sırasında Moore’un kanını içtiğine dair net ifadeler içeriyordu. Bu iddia, hem yerel hem de ulusal medyada büyük yankı uyandırdı.
Mahkemeye tanık olarak sunulan doktor raporunda, Ming’in borderline kişilik bozukluğu, histrionik kişilik bozukluğu ve şizoaffektif bozukluk tanıları aldığı belirtildi. “Akıl sağlığım yerinde değildi” savunmasıyla başlayan süreç, daha sonra suçunu kabul edip bir anlaşma imzalamasıyla sonuçlandı.
Savcılıkla yapılan anlaşma neticesinde, Ming 50 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargıç, “Suçun ağırlığı ve toplumsal şok etkisi göz önüne alındığında, bu karar adil bir örnek teşkil etmektedir” dedi.
Olay, Texas’taki şiddet suçları ve zihinsel sağlık hizmetlerinin yetersizliği üzerine geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Uzmanlar, benzer trajedilerin önlenmesi için daha etkili psikiyatrik müdahale programları ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu görüntü, olayın dramatik doğasını ve mahkemenin aldığı ağır kararı simgeliyor.
54 yaşındaki Cynthia Ming’in 50 yıllık hapis cezası, hem adalet sisteminin hem de toplumun bu tür şiddet olaylarına karşı ne kadar ciddi bir yaklaşım sergilediğinin bir göstergesi oldu. Olay, psikiyatrik bozuklukların suç davranışı üzerindeki etkileri konusunda yeni araştırma ve politika tartışmalarını da tetikledi.