
Kanadalı aktris Claire Brosseau, New York Times ile yaptığı röportajda “Uzun süredir mücadele ettiğim ruh sağlığı sorunları beni hayatta kalmakta zor durumda bıraktı ve tıbbi destekli intihar yoluyla yaşamımı sonlandırmak istiyorum” şeklinde bir açıklama yaptı.
48 yaşındaki oyuncu, çocukluğundan beri manik depresyon, anksiyete bozukluğu, madde bağımlılığı ve kronik intihar düşüncesi gibi bir dizi psikiyatrik rahatsızlıkla mücadele ettiğini itiraf etti. Montreal doğumlu Brosseau, kariyerinde onlarca filmde rol almış, ancak kişisel yaşamındaki bu zorluklar uzun yıllar boyunca kamusal bir sır olarak kalmıştı.
Geçtiğimiz yıl, Substack hesabında yayımladığı bir açık mektupta, “Birçok kez intihar girişiminde bulundum ve ABD genelinde farklı psikiyatristlerden tedavi gördüm” diye yazdı. Bu mektupta, denediği çeşitli terapi ve ilaçların durumunu daha da kötüleştirdiğini belirtti.

Brosseau, Kanada’nın Tıbbi Destekli Ölüm (MAiD) programı aracılığıyla ölüm hakkını talep ettiğini ve mevcut yasal çerçevenin akıl sağlığı yerinde olmayan bireylerin bu haktan yararlanmasını engellediğini vurgulayarak, federal hükümete karşı dava açtığını duyurdu.
Avukatları, “Müvekkilimizin akıl sağlığı raporu, mevcut kanunların öngördüğü ‘akıl sağlığı yerinde olma’ kriterini karşılamadığı için haksız bir muamelenin söz konusu olduğunu” ileri sürerek, kanunların yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.
Dava süreci devam ederken, etik ve tıbbi uzmanlar farklı görüşler ortaya koyuyor. Birçok bioetik uzmanı, ruh sağlığı sorunları yaşayan bireylerin ölüm hakkı talebinin “kabul edilmemesi gerektiği” yönünde uyarıda bulunurken, bazı psikiyatristler “Brosseau’nun durumunun, 2027 yılına kadar beklemesi durumunda mevcut yasal çerçevenin değişebileceği” şeklinde bir öngörüde bulundu.
Kanada Sağlık Bakanlığı ise hâlen bu davayı incelemeye almış durumda ve kamuoyuna resmi bir açıklama yapmadı. Öte yandan, insan hakları savunucuları, bu davanın ülkedeki tıbbi destekli ölüm tartışmalarına yeni bir boyut kazandırabileceğini belirtiyor.
Haber sosyal medyada geniş yankı buldu; bazı kullanıcılar “Brosseau’nun cesur bir adım attığını” söylerken, diğerleri “Bu tür bir talebin toplumun değerlerini sarsacağını” ifade etti. Özellikle Kanada’nın farklı eyaletlerindeki yerel politikacılar, bu konunun “uluslararası bir tartışma” haline gelebileceği uyarısında bulundu.