
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Tel Aviv’de bir araya gelerek “ortak askeri güç” oluşturma yönünde somut adımlar attıklarını duyurdular. Bu çerçevede 2 500 kişilik bir “Hızlı Müdahale Gücü” kurulması ve bölgedeki deniz, hava ve kara operasyonlarını koordine edecek bir komuta merkezi oluşturulması planlanıyor. Üstel, bu girişimin Doğu Akdeniz’de yeni bir bloklaşma yaratacağını ve bölge istikrarını tehdit edeceğini belirtti.

Başbakan Ünal Üstel, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve iş birliği zemini güçlendirmek yerine gerilimi tırmandıran, askeri bloklaşma ve dışlayıcı politikaları tercih eden İsrail‑Yunanistan‑GKRY üçlüsü, Kıbrıs Türk halkını hedef alan bir caydırıcılık ekseni oluşturma çabası içinde.” Üstel, bu planın sadece bir “düşmanlık göstergesi” olmadığını, aynı zamanda “Doğu Akdeniz barışına saplanmış yeni ve tehlikeli bir hançer” olduğunu vurguladı.
Üstel, “Kanlı Noel” olarak adlandırılan 1964‑1965 yıllarında Kıbrıs’ta yaşanan şiddet olaylarının yıl dönümünde bu tür askeri girişimlerin kabul edilemez olduğunu tekrar hatırlattı. “1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kana bulayan zihniyet, bugün Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı askeri güç kurma çabasıyla aynı çizgide ilerliyor” diyerek tarihsel bir paralellik kurdu.
Üstel, “Rum liderliği müzakere zemininin dinamitlemektedir” diyerek, GKRY’nin uluslararası platformda çözüm söylemleri sunarken aynı zamanda askeri ittifak arayışında olduğunu iddia etti. Bu ikiyüzlülüğün, ada üzerindeki iki ayrı devletin varlığını ve Kıbrıs Türk halkının eşit haklarını göz ardı ettiğini belirtti. “Barışın yolu askeri maceraperestlikten değil, iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesinden geçmektedir” şeklinde sonuçlandırdı.
Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Türkiye ile “et ve tırnak gibi” bir bütün olduğu, her türlü tehdidi bertaraf edecek diplomatik ve askeri iradeye sahip olduğunu yineledi. Bölgedeki enerji hatları, boru projeleri ve diğer stratejik altyapıların da “başarıyla savunulması” gerektiğini vurguladı. “Her türlü askeri plan, boru hattı projesi ya da siyasi ittifak baştan ölü doğmaya mahkumdur” diyerek, olası bir askeri müdahalenin sonuçsuz kalacağını ifade etti.
Üstel’in açıklamaları, Doğu Akdeniz’de artan gerilimin bir kez daha diplomatik kanallarla çözülmesi gerektiği mesajını taşıyor. Bölge ülkelerinin, askeri çözümler yerine çok taraflı diyalog ve ortak ekonomik fayda odaklı yaklaşımları benimsemesi, uzun vadeli barış ve istikrarın teminatı olarak görülüyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın bölgedeki stratejik çıkarlarını koruyacak bir dış politika çerçevesi oluşturulması kritik önem taşıyor.