
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 18 Aralık’ta Yusuf Güney hakkında gözaltı kararı aldıktan sonra, şüpheliyi İstanbul İl Jandarma Komutanlığı‘na sevk etti. Jandarma ekipleri, Güney’in ifadelerini alırken aynı zamanda saç ve kan örnekleri topladı. Toplanan örnekler, adli tıp kurumuna gönderilerek uyuşturucu madde tespiti için analiz edilmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

İfade sürecinin ardından serbest bırakılan Yusuf Güney, sosyal medya hesabından bir video paylaşarak durumu yorumladı. Güney, “Bu ülkede insan karalamak ne kadar kolay değil mi? 4‑5 gündür ortalıktan yoktum. Neden biliyor musunuz? Hastalıklarla mücadele ediyordum.” diyerek kendisini hasta olduğunu belirtti. Ardından, “Elemanın bir tanesi adımı vermiş. ‘O da içiyor’ demiş… Gittim ifademi verdim. Kan, idrar, saç tahlili verdim. Sonuçları bekliyorum” ifadeleriyle adli testlerin sonucunu beklediğini açıkladı.
Uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen bu soruşturma, hem güvenlik güçlerinin hem de adalet sisteminin ne kadar titiz çalıştığını gözler önüne seriyor. Uzmanlar, benzer yüksek profilli davaların kamuoyunda geniş yankı bulduğunu ve medya aracılığıyla kamuoyunun bilgilendirilmesinin önemine değiniyor. Öte yandan, Güney gibi tanınmış bir ismin ifadeye çağrılması, sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı; bazı kullanıcılar iddiaları desteklerken, bazıları ise yargı sürecinin bağımsızlığına vurgu yaptı.
Adli tıp raporları sonuçlandığında, elde edilecek bulguların hem suçun niteliğini hem de muhtemel ceza ölçüsünü belirlemede kritik rol oynaması bekleniyor. Yusuf Güney’in açıklamaları, davanın seyrine dair spekülasyonları artırırken, adli süreçlerin şeffaf bir biçimde yürütülmesi, kamu güveninin tesisinde kilit unsur olarak görülüyor.