
Yapay zekânın iş dünyasında hızla yayılması, 2025 yılında ABD genelinde 1,170,000 kişinin işini kaybetmesine neden oldu. Danışmanlık firması Challenger, Gray & Christmas tarafından yayımlanan rapora göre, bu rakam Covid‑19 sonrası en yüksek işten çıkarma seviyesini temsil ediyor. 55,000 iş kaybının doğrudan yapay zekâdan kaynaklandığı belirlendi.

Rapor, yapay zekâ teknolojilerinin şirketler tarafından verimlilik ve maliyet avantajı sağlamak amacıyla hızla benimsendiğini ve bunun özellikle beyaz yakalı çalışanlar üzerinde büyük bir baskı yarattığını vurguluyor. Ekim ayında 153,000, Kasım ayında ise 71,000’den fazla kişi işsiz kaldı.
Yüksek işten çıkarma oranları, teknoloji devlerinin de gözden kaçmadığını gösteriyor:
Amazon: 14,000 kurumsal pozisyonun azaltılması.
Microsoft: 2025’e kadar yaklaşık 15,000 çalışanının işine son verilmesi.
Salesforce: 4,000 destek personelinin çıkarılması.
IBM: Küresel çapta 3,000 çalışanın ilişiğinin kesilmesi.
CrowdStrike: 500 çalışan.
Workday: 1,750 çalışan.
Uzmanlar, ABD’deki bu dalganın Türkiye’ye de ciddi bir uyarı sinyali verdiğini belirtiyor. Türkiye’de dijital dönüşüm, otomasyon ve yapay zekâ yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte, özellikle beyaz yakalılar, çağrı merkezi çalışanları, muhasebe ve destek birimleri risk altında. Yüksek enflasyon, artan işletme maliyetleri ve verimlilik baskısı, Türk şirketlerini de insan gücü yerine yapay zekâya yönlendirebilir.
“İstihdam politikaları geliştirilmeden bu süreç ilerlerse, ani ve sert iş gücü kırılmaları kaçınılmazdır.” diyen bir ekonomi uzmanı, durumun ciddiyetine işaret ediyor.
Türkiye’de yapay zekâdan en hızlı etkilenecek sektörler arasında finans‑bankacılık, çağrı merkezleri, perakende‑e‑ticaret, lojistik ve üretim yer alıyor. Öne çıkan bazı senaryolar:
Finans: Müşteri hizmetleri, kredi değerlendirme ve operasyonel süreçlerde otomasyon artışı.
Çağrı Merkezleri: Chatbot ve sesli asistanların yaygınlaşmasıyla insan müdahalesi azalması.
Perakende & E‑ticaret: Stok yönetimi, fiyat optimizasyonu ve müşteri analitiğinde AI kullanımı.
Lojistik: Rota planlama ve depo otomasyonu.
Üretim: Kalite kontrol ve üretim planlamasında yapay zekâ entegrasyonu.
Bu trendlerin Türkiye’de de benzer bir işten çıkarma dalgasına yol açma potansiyeli bulunuyor. Uzmanlar, şirketlerin istihdam politikalarını yeniden gözden geçirmeleri ve çalışanların yeni becerilerle donatılması gerektiğini vurguluyor.
Yapay zekânın iş piyasasına etkileri, sadece bir geçici dalga olarak değil, uzun vadeli bir dönüşüm olarak görülüyor. ABD örneği, yapay zekâ odaklı maliyet tasarruflarının kısa vadede iş gücünü nasıl tehdit edebileceğinin çarpıcı bir göstergesi. Türkiye’nin ise bu süreci stratejik planlama, eğitim ve yeniden beceri kazandırma programlarıyla yönetmesi, hem ekonomik istikrar hem de sosyal uyum açısından kritik öneme sahip.